roka salatası

15/1/2010

ROKA SALATASI

roka salatası

bildiğiniz gibi yapılır bilmem buna roka salatasımı denir rokalı salatamı denir neyse,

bilindik malzeme işte taze soğan,turp, biber, domates ile salatamıza ismini verecek olan roka tabiiki ve de tuzu, limonu

değişik bir tadı var

rokamızla tanışalım

internetten roka ile bulabildiklerimi aşağıya aktarıyorum

C vitamini alın: Gribe karşı C vitamini tüketin. Ancak kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada bulunan C vitamininin portakal, mandalina ve limonda bulunan C vitamininden daha fazla olduğunu unutmayın.Pek fazla bilinmesede rokada yüksek miktarda Demir bulunur

 Hamilelerde günlük C vitamini gereksinimi 80 - 85 mg arasındadır. deniyor ve içinde roka ve/veya maydanoz olan salata şeklinde özellikle belirtilerek öneriliyor, sebebi ise aşağıdaki oranlarda

                     En Zengin C vitamini Kaynakları (100 gr)

Kivi - 100 mg                             Mandalina - 31 mg

Ispanak - 51 mg                         Portakal -50 mg

Tere - 87 mg                              Brüksel Lahana - 82 mg

Greyfurt - 38 mg                         Domates - 23 mg

Kır. Lahana - 61 mg                   Çilek -59 mg

Tazebiber - 128 mg                    Karnabahar - 78mg

Beyaz Lahana - 47 mg                Maydonoz - 172 mg

Mutlu ve Sağlıklı günler

Maranki hipertiroidi olanların dere ve tere otunun aşırı tüketmemelerini ve maydanoz ile rokaya ağırlık vermelerini tavsiye ediyor.

bilinen bir yan etkisi yoktur şeklinde bir ibare buldum, yan etkisine dair bir şey bulamadım

 

Vikipedi:TaksokutuVikipedi:Taksokutu
Roka
Eruca vesicaria re.jpg

Roka (Eruca vesicaria): turpgiller (Brassicaceae) familyasından, yaprakları salata olarak yenen acımsı tadı olan bir bitkidir.Yabani rokayla bildik bahçe rokası aynı lezzete sahiptir, yabaniler san çiçekliyken, bahçede yetiştirilenleri mor lekeli beyazımsı renklidir.

Roka Akdeniz ülkelerinde Roma İmparatorluğu döneminden beri bilinmekteydi. Yabani olarak doğada mevcut olduğu gibi tarım amacıyla da yetiştirilir. Roka İtalya, Yunanistan ve Türkiye gibi Akdeniz ülkelerinde genellikle salata ve garnitür olarak kullanılır. Ancak bazı ülkelerde yemek olarak da pişirilir. Örneğin Slovenya'nın Koper bölgesinde peynirli börek yapımında kullanılır. İtalya'da özellikle Venedik kenti civarında pizza ve makarna yemeklerine konur. Roka son 20 yıl içinde zengin ve acımsı lezzeti nedeniyle Akdeniz ülkeleri dışında da yayılmaya başladı. Özellikle Batı Avrupa ve ABD'de de kullanılır hale geldi

Faydaları : İdrar söktürür. Karında biriken suyu boşaltır. Kanın temizlenmesine yardımcı olur. Sıtma ateşini düşürür. Mafsal iltihaplarını giderir. Karaciğer ve dalak hastalıklarında faydalıdır. Safrayı boşaltır. Sarılığı keser. Karaciğer ağrısını giderir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Cinsel gücü arttırır.

Birinci yıl yaprakları için sofralık olarak üretilir, düşük sıcaklıklarda kışı geçirdikten sonra ilkbaharda generatif döneme geçer ve tohum oluşturur. Yaprakları sebze olarak değerlendirilen rokanın yetiştiriciliği Akdeniz ve Güney Avrupa ülkelerinde çok yaygındır. Bütün yıl boyunca yetiştiriciliği yapılmakta ve taze yaprakları salata ve garnitür olarak sevilerek tüketilmektedir. Roka özellikle İtalya ve İspanyada çok üretilmekte ve yılın her ayında pazarda bulunabilmektedir. Uzak doğu ülkelerinde Hindistan ve Çin’de ise yağ bitkisi olarak üretilmektedir. Tohumlarından elde edilen yaplar insan beslenmesinde, ilaç sanayinde ve değişik şekillerde değerlendirilir. Ancak Eruca vesivaria subsp. Sativa (Mill.) olarak bilinen rokanın değerlendirilen kısımlarını dikkate aldığımızda bazı farklılıklarının olduğu görülmektedir. Özellikle ülkemizde İç Anadolu Bölgesinde yetiştirilen ve Izgın olarak bilinen bitkilerde Eruca sativa (Mill.) olarak adlandırılmaktadır. Bu bitki sadece yağ bitkisi olarak ve hayvan beslenmesinde kullanılmaktadır. Sebze olarak değerlendirilen bitkinin genellikle sadece yaprakları tüketilir.

Roka Romalılar döneminden buyana sebze olarak değerlendirilmektedir. Bu bitkinin değişik hastalıklara iyi geldiği ve afrodizyak özellik taşıdığı bilinmektedir. Yaprakları sebze olarak tüketilen roka, eczacılıkta birçok hastalığa karşı kullanılır. Çoğu hastalığın tedavisinde etkili olduğu ve olumlu sonuçlar alındığı bildirilmektedir. İnsan sağlığı bakımından öneminin son yıllarda çoğu kişi tarafından bilinmesi bu sebzenin üretim ve tüketiminin artmasına neden olmuştur. Özellikle büyük kentlerimizde gelir düzeyi yüksek kişilerin sebzeye olan talebi hızla artmaktadır. Ülkemizde 1.100 ton civarında roka üretimi yapılmaktadır.
Rokanın anavatanı hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber, Akdeniz ülkeleri bu sebzenin anavatanı olduğu bildirilmektedir.

Roka yeşil yapraklı, ülkemizde de bolca yetişen bir bitkidir. Hardalla Akraba (Eş Dost)dır. Eski Mısırlılar ve Romalılar rokayı doğal bir afrodizyak olarak nitelendirilirdi. Roka yaprakları koparıldıktan kısa Süre sonra tüketilmeli. Çünkü özellikle sıcak ve kuruluk ile hızla bozulabilir.

Rokanın besin değeri düşüktür. İçinde az miktarda A vitamini vardır 20 GR rokada sadece 5 kalori bulunur. Yüzde 90ından fazlası sudur. Kalsiyum, potasyum ve fosfor da vardır. Az miktarda kalp için yararlı folat da içerir. Rokanın özellikle Şeker içermemesi ve buruk tadı, bu sebzeyi diyetlerde çook avantajlı hale getirir. Özellikle balık yemeklerinin yanında bolca roka tüketin.

YARALARA ROKA: Çoğumuzun cildinde sevmediği yara izleri vardır. Haliyle yıpranıyoruz. Bu izlerden kurtulmak isteriz. İşte bunun için Ahmet Maranki hoca bir formül vermiş. Yara izlerini yok eden Ahmet Maranki hocanın bitkisel tedavi önerisi şöyle:Taze rokanın yaprakları iyice sıkılır. Daha sonra rokanın suyu yara izlerini pamukla iyice sürülür. veya Yabani rokanın tohumları havanda dövülerek toz haline getirilir. Daha sonra bu tohumları 1 bardak suyun içine atarız ve 10 dakika bekletiriz. 10 dakika sonra yara izlerini bu karışımı süreriz. veya Bir miktar tarçın 1 bardak suyun içerisine atılıp kaynatılır. Daha sonra oluşan karışımı yara izlerine sürersiniz.

Tiroide karşı maranki hoca rokayıda tavsiye ediyor

Roka'nın Anti-Ülser (Ülsere karşı) etkisi bulundu

Suudi Arabistan da bir araştırma grubu tarafından yapılan çalışmaya göre rokanın ülsere karşı özelliklere sahip olduğu belirtildi. Latincede Eruca sativa halk arasında roka olarak bilinen bitkinin hücre koruyucu ve ülsere karşı etkisi farelerde gastrit lezyonlarda teşvik edici etkisi deneysel koşullarda araştırıldı.
Gastrik ülser dünya çapında birçok insanı etkileyen önemli bir hastalıktır. Klasik tedavi uygulamalarına rağmen tedavisi hala tam olarak yoktur. Son zamanlarda Brassicacae familyasına ait roka (Eruca sativa) Orta Doğu ve Avrupa toplumlarında daha çok salata olarak tüketilmektedir. Yaygın olarak Brassicacae familyasına ait bitkilerin tümör oluşumunu azaltan, ülseri önleyen ve karaciğeri koruyucu etkiye sahip olduğu düşünülmektedir.
Araştırma grubunun lideri Dr. Syed Rafatullah albino farelerde rokanın ülser oluşumu ve gastrit salgılamayı azaltıcı ve gastrit anti-ülsere karşı etkilerini deneysel koşullarda araştırdıklarınıi belirtti. Gastrit asit salgılanması çalışmalarında farelerin mideden ince bağırsağın en ucundaki duedonuma doğru olan geçitin bağlandığı yer üzerine yapıldığını vurguladı.
Yapılan bu çalışmada farelerde gastrit lezyonların ethanol içeren zararlı kimyasallar, kuvvetli alkaliler, sterodial içerikli olmayan enfeksiyonu giderici ilaçlar tarafından teşvik edici özellikleri ve farelerin mide salgı bezlerine ethanollü ilaçların verilmesinin gastirit mukus duvarı, protein olmayan sülfidriller (NP‑SH) ve malondialdehid düzeyleri araştırılmıştır. Gastirit dokularında histolojik çalışmalarda yapılmıştır. Çalışmada roka ekstraktı farelere 2 farklı dozda(250 ve 500 mg/vücut ağırlığı) verilmiştir.
Çalışma sonucunda etanolik roka ekstraktının bazal gastirit asit salgılanması azalttığı bulundu. Nekrotik ajanlar(%80 etanol, 0.2 mol/L NaOH, % 25NaCl), tarafından artırılan gastirit ülserasyon, roka ekstraktı tarafından önemli bir şekilde azaltılabildiği saptandı.Diğer taraftan gastirit mukus duvarı, protein olmayan sülfidriller (NP‑SH) ve malondialdehid düzeyleri önemli ölçüde düştüğü gözlendi.
Sonuç olarak araştırıcılara göre roka ekstraktının gastirit lezyonlarına karşı ülseri önleyici hücre koruyucu etki gösterdiğini sonucuna varıldı.
Kaynak: Alqasoumi et al. Rocket 'Eruca sativa': A salad herb with potential gastric anti-ulcer activity. World Journal of Gastroenterology, 2009; 15 (16): 1958 DOI: HYPERLINK "http://dx.doi.org/10.3748/wjg.15.1958" t "_blank" 10.3748/wjg.15.1958

SAÇ DÖKÜLMESİ

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyeleri yabanı rokanın insan sağlığına faydalarının belirlenebilmesi için araştırma başlattı. Rokanın yabani olan cinsinin sağlığa daha faydalı olduğunu söyleyen Ege Üniversitesi (E.Ü) Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Eşiyok "Birçok hastalığa iyi geldiğini biliyoruz. Özellikle yabani rokanın içinde anti kanserojen bir madde olduğunu öğrendik. Bunun haricinde saç dökülmelerinde ve idrar söktürücü olarak da kullanılabiliyor" dedi

Keyif ve tebessüm için Bunu Yiyin: Roka - Ispanak Roka, pazı, ıspanak gibi B vitamini zengini lifli yeşillikler, keyif hormonlarının üretim meclisi üyeleri serotinin, dopamine ve norepinephrine depoları. Bilimsel araştırmalar B6 vitamini eksikliğinin asabiyet, hırçınlık ve hatta depresyon sebebi olabileceğini gösteriyor.

Roka

Roka
Turpgiller familyasmdandır. (Latince cins adı eruca’yla Türkçe roka arasındaki benzerliğe dikkat çekip, roka’nın Jtalyancada “lahana” anlamına gelen ruca’dan mı, yoksa doğrudan Yunanca rokd’dan mı geldiği konusunu özel araştırmacılarına bırakalım. Sativa, “kültürü yapılan, yetiştirilen” demek.) 10-70 cm boylarında, beyaz ya da san çiçekli, bir-iki yıllık, otsu bir bitkidir. Bir yıllık olduğu yerler kışın sert geçtiği yerlerdir, kışın yumuşak olduğu bölgelerde soğuklarda da varlığını sürdürebildiği için iki, hatta üç yıl toprak üstünde kalabilir. Dişli kenarlı derin parçalı yaprakları kalınca ve etlidir.
Anayurdu Akdeniz bölgesidir. Anadolu’da yabani olarak bulunur, ama asıl bahçelerde yetiştirilir. Yabani rokayla bildik bahçe rokası aynı lezzete sahiptir, yabaniler san çiçekliyken, bahçede yetiştirilenleri mor lekeli beyazımsı renklidir.
Üretim için tohumları mart-eylül aylarında ekilebilir. Roka, lezzet olarak “tere”yle benzerlikleri olan, bir tür yabani maruldur. Eski Yunanlılardan ve Romalılardan bu yana bilinir. Cinsel gücü artırıcı kabul edildiğinden, manastır bahçelerinde üretimi, kekikle birlikte, yasaklanmıştır. Taze yapraklarda daha az olan acılık kart yapraklarda artar. Bunlar kokulu ot olarak salatalara, taze peynirlere, soslara eklenir, karışık salatalara da girer. Pizzalara, ezmelere katılır. Zeytinyağıyla, sarımsakla, keçi peyniriyle, çiğ jambonlarla iyi gider.
Özellikle italyan mutfağında ıspanak gibi pişirilerek de yenir.
Rokanın yapraklarının 100 gramında 150 mg C vitamini bulunur. Bitkinin
bileşiminde bunun dışında B grubu vitaminleri ve az miktarda E vitamini vardır.
İçerdiği minerallere gelince potasyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum,
demir, manganez ve selenyum.
Yaprakların yakıcı lezzetini bir uçucu yağ vermektedir. Yaprakların ve tohumun uyarıcı, cinsel gücü artırıcı, güçlendirici ve öksürük kesici etkileri vardır.

Bitkisel kaynaklar içinde Demir en çok Ebegümecinde (12,7mg) ve Rokada (9,5mg) bulunur. Demir ıspanakta zannedildiği kadar yüksek değildir (1,5mg) ve demir emilimi için C vitaminine ihtiyaç vardır ki bu da Rokayı öne çıkartmaktadır.

KALSİYUMU YEŞİL SEBZELERDEN ALIN (ROKA - DEREOTU)"Çünkü kalsiyumun emilebilmesi için, fosforla belli bir oranı tutturması gerekiyor. Maalesef sütte, bire bir gibi oran vardır ve kalsiyum-fosfor iyi emilmez. İyi emilmediği zaman da kana geçmez. En çok süt tüketen ülke ABD'dir. Yılda kişi başına 130 litre süt tüketimi vardır. Ve en çok da kemik kırıkları ve kemik erimesi burada görülür. Meksikalı ve siyahlar fazla süt tüketmezler, bunlarda kemik kırıkları son derece azdır

Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunur. Kalsiyum, pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar, ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları, taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum-fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar, kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli."

bitkilerin yan etkileri

14/1/2010

bitkilerin yan etkileri
<_script /> <_script /><_script /> <_script />

ALFABETiK DiZiN
ACI BADEM: Günde altı adetten fazla yenirse zehirlenme yapar.
ACI KÖK: Uzun müddet kullanımlarda zehirlenmelere sebep olur.
ADAÇAYI: Fazla miktar içilirse ağızda kuruluk yapar,kabız
yapıcıdır.Karaciğer iltihabı olanlar kullanmamalıdır.Anne sütünü
azaltır,hamilelere zararlıdır.Yüksek tansiyonu olanların günde 1
bardaktan fazla içmeleri sakıncalıdır.Özellikler erkeklerde cinsel
gücü azaltır.Adaçayı bazı bünyelerde kan basıncını yükseltici etkiye
sahip olduğu için, aşırı kullanımlarda dikkatli olunması gerekir. Ama
alçak kan basıncından şikayetçi olanlar, yine dikkatli olmak kaydıyla
ondan yararlanabilirler. Ayrıca, mideyi zorlamamak için, fazla
miktarda uçucu yağ, acı madde ve tanen içeren bitki çaylarının
tüketiminde aşırıya kaçmamak doğru olur. Bilinen başkaca bir yan
etkisi yoktur.
ADASOĞANI:Bulantı,kusma,kollap s yapabilir,akut nefriti ve yemek borusu iltihabı olanlar kullanmamalıdır.
AHUDUDU:Albümini olanlar yememelidir.
AK ÇÖPLEME: Doz aşımı tehlikelidir,ölümle sonuçlanan zehirlenmelere
sebep olabilir.
AKASYA YAPRAĞI: Doz aşımı hafifi zehirlenme yapar.
AKIRI KARHA:Çok tahriş edici olduğundan dahilen kullanılması tavsiye
edilmez.Kusma ve ishal yapar.
AK KIZIL AĞAÇ:Süt emziren anneler ,emzirme müddetince kullanmamalıdır.
AK YILDIZ SOĞANI: Doz aşımı zararlıdır.
ALIÇ:Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Uzun süreli ve hatta sürekli
kullanılabilir. Bağımlılık oluşturmaz.
ALTINBAŞAK:Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Önemli kalp ve böbrek
hastalıklarında, kullanım için doktor onayı alınması doğru olur.
AMBER HATMİSİ: Doz aşımı karaciğeri zayıflatır.
AMBER:Çok kullanmak kana galeyan verir.
AMBERİ PARİS:Hamileler kullanamaz.
ANANAS:Hamile bayanlar meyvesini yememeli,suyunu emelidir.Erken doğuma veya düşüklere sebep olabilir.
ANASON:Anason uzun zaman kullanıldığında vücudu tembelleştirir.Hafif sarhoşluk ve uyku verir,uyuşukluk yapar.Ruhen ve bedenen hasta eder.Hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.Aybaşı esnasında kullanılırsa kanı artırır.,halsiz ve bitkin düşürür.bağırsak ve
ciğerlere yan tesiri vardır.Çok ender olmakla birlikte, solunum
yolları veya sindirim organları alerjisi görülebilir. Bu durumda çay
kullanımını kesmek gerekir. Başkaca hiçbir yan etkisi yoktur.
ANDIZ OTU KÖKÜ: Doz aşımım mideye zarar verir,bulantı yapar.
ARDIÇ TOHUMU:Ardıç tohumu uzun zaman kullanılıldığındaböbrekleri
tahriş eder kanamalara sebep olur.
ASLAN PENÇESİ:Hamileler kullanamaz.
ATKUYRUĞU:Ucunda sürekli spor başağı taşıyan yüksek boylu türler
kesinlikle kullanılmamalıdır!
AVAKADO:Hamileler kullanamaz..
AYI ÜZÜMÜ: Doz aşımı kusturucudur.
AYNISAFA:Alerjilere çok ender rastlanır.
AYVA:Yüksek tansiyonlulara,müzmin kabızların kullanması kesinlikle
sakıncalıdır,sinirlere zarar verir.Kulunç ve bağırsak ağrılarına sebep
verir.
AYVADANA: Doz aşımı zehirlenme yapar.
BADEM YAĞI:Albümini olanlar kullanmamalıdır.
BADEM;FINDIK;CEVİZ:Albümini olanlar kullanmamalıdır.
BALDIRAN :Şiddetli zehirlidir.
BALIKOTU:Şiddetli zehirlidir.
BANOTU:Zehirli ve öldürücüdür.Baş dönmesi,sarhoşluk,göz bebeklerin
büyümesi gibi sonuçlar ortaya çıkartır.
BAYIR TURPU: Doz aşımı salya bezlerini iltihaplandırır,zehilenmelere
sebebiyet verir.
BENEKLİ YILAN YASTIĞI:Taze bitki zehirlidir.
BİBER:Fazla yenildiğinde mide ve böbrek iltihabı,mide
bulantısı,halsizlik,karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları,kusma ve ishal
yapar.Damar sertliği,yüksek tansiyon,egzema,üremi,sistit,b asur,varis
ve gastritli hastalara yasak.
BİBERİYE:Önerilen dozajlar aşılmadıkça, bilinen bir yan etkisi yoktur.
Ama eterli yağların içten kullanılması doğru değildir. Bitki çayı kan
basıncını hafifçe yükseltebilir. Gebelik sürecinde kullanılmaması
doğru olur
BİTOTU TOHUMU:Şiddetli zehirlidir.
BOSTAN KARANFİLİ:Uzun zaman kullanıldığında meni zaltır,karaciğere zarar verir.
BOYACI KATIR TIRNAĞI: Doz aşımı kusma ve ishalle beliren zehirlenmeler yapar.
BOYNUZLU GELİNCİK:Çocuklarda kullanışı tehlikelidir.
BURÇAK: Doz aşımı ve uzun müddet kullanmak felce sebep olur.Hamileler kullanamaz.
BÜYÜK HİNDİSTAN CEVİZİ:Fazla miktarda yemek zararlıdır.Karaciğeri
yorar,kalbe ağırlık verir.Karaciğer hastaları ve damar sertliği
olanlar kullanmamalıdır.Zararını önlemek için bal veya şeker
kullanılabilinir..
ÇAKŞIR:Hamileler kullanamaz.
CENTİYANE:Aşırı doz kusturucudur.Hazmı zordur,hamileler kullanamaz.
CEVİZYAPRAĞI:İçerdiği tanen maddesi duyarlı kişilerde bazen mide
bulantısı veya kusmaya yol açabilir. Bunun dışında, ceviz yaprağının
bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
CEZAYİR MENEKŞESİ:Önerilen dozajlara uyulduğunda herhangi bir yan
etkisi yoktur. Gebelik sürecinde kullanılmamalıdır.
TROPİKAL CEZAYİR MENEKŞESİ:Bitki ve preparatları ancak doktor
kontrolünde kullanılmalıdır
CİVANPERÇEMİ:Aşırı doz kabızlığa sebebiyet verebilir,Bazı duyarlı
kişilerde alerjik tepkilere yol açabilir. Gebelik sürecinde
kullanılmaması doğru olur. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.
ÇALAPA:Hamilelerin,süt emziren annelerin,bağırsak hastalarının kullanması yasak.
ÇAM:Böbrek hastaları kullanamaz.
ÇAYIR SEDEFİ:Bitki tümüyle zehirlidir.
ÇEMEN:Hamileler kullanamaz.
ÇOBANÇANTASI:Gebelik sürecinde kullanılmaması doğru olur
ÇÖPLEME: Doz aşımı öldürücü zehirlenmelere sebep olur.
ÇÖREKOTU: Hamileler kullanamaz.
DAFNE AĞACI KABUĞU: Doz aşımı tehlikeli zehilenmelere sebep
olur.Dahilen kullanılamaz.Meyvelerinden 12 adedi bir insanı öldürmeye
yeterlidir.
DAMİANA:Önerilen dozajların ve tedavi sürelerinin dışına
çıkılmadığında, herhangi bir yan etkisi yoktur. Bazı kişilerde hafif
müshil etkisi görülebilir.
DEFNE:Hamileler kullanamaz.Doz aşımı sakıncalıdır.
DENİZ ÜZÜMÜ:Anjina pektoris, glokom, yüksek kan basıncı, prostat
büyümesi ve hiperaktif tiroit bezi durumlarında kullanılmamalıdır.
Bazı kişilerde baş ağrısı, kas titremesi ve uykusuzluk gibi yan
etkiler görülebilir. Önerilen dozajlara uymak gerekir.
DEREOTU:Hamileler kullanamaz.Doz aşımı göze zararlıdır.,meniyi
kurutur,cilsel arzuyu azaltır.
DİŞOTU TOHUMU: Doz aşımı iştahsızlık,bulantı ve kusma yapar.
DUVAR SARMAŞIĞI:Yaprak ve meyveleri zehirlidir,sindirim sistemi
bozukluğu ve kanlı ishal yapar.
EBU CEHİL KARPUZU: Hemoroitte,bağırsak spazmında,koli basili olanlarda kullanılmaz.Bitki zehirlidir.
EĞRELTİOTU: Doz aşımı kullanılımı anemili hastalara,böbrek ve karaciğer hastalarına zararlıdır.Başağrısı,bulantı,k usma,ishal,bağırsaklarda
kramp,sarılık,albüminiri yapar.Daha ağır vakalarda refleks zayıflar,çift görme sürekli körlük yapabilir.
EĞİR KÖKÜ: Önerilen dozajlara sadık kalınarak 3-4 haftalık kürler
halinde kullanıldığında, bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.
Sürekli kullanılmamalıdır. Gebelik sürecinde kullanılmaması doğru olur
ECHİNACEA: Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen hiçbir yan etkisi
yoktur. Aşırı dozajlar mide bulantısına yol açabilir.
FESLEĞEN: Doz aşımı bulantı yapar.Fesleğenin bilinen herhangi bir an
etkisi yoktur, ama bitkinin eterli yağı içten kullanılmaz
FRENK KİMYONU:Hamileler kullanamaz.
FUKARAOTU: Doz aşımı baygınlık,salya çoğalması,şuur kaybı,,kanlı
ishal,böbrek ve aşırı aybaşı kanamasına sebep olur.
GERÇEK ÇUHAÇİÇEĞİ:Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Çok ender olmakla birlikte, primelalerji sıkıntısı
çekenlerde alerjik tepkilere yol açabilir.
GİLABURU AĞACI:Aspirine alerjisi olanlarda alerjik tepkilere yol
açabilir. Önerilen dozajlara uyulduğunda, bilinen herhangi bir yan
etkisi yoktur.
GİNSENG: Doz aşımı zararlıdır.Yüksek
tansiyon,ödem,sinirlilik,uykus uzluk,ishal,deri döküntüzü
yapar.Hamileler kullanamaz.12 yaşından küçük çocukalara
verilmez.Sürekli 6 haftadan fazla kullanılamaz.
GÖZOTU:Fazla yenildiğinde zehirlenme yapabilir.
GÜMÜŞ DÜĞME:Hamileler kullanamaz.12 yaşından küçük çocuklara verilemez.
GÜNEŞ GÜLÜ: Doz aşımı zehirleme yapabilir.
GÜNLÜK:Çok yenildiğinde ciltte alaca hastalığına sebep olabilir.(Bir
kaynakta da cüzzama yakalanmaya sebep olur yazmaktadır)
GÜVERCİNOTU:Hamileler kullanamaz.
GÜZ ÇİĞDEMİ:Böbrek yetersizliği olanlar kullanamaz.Aşırı doz öldürücüdür.
GÜZEL AVRATOTU:Güzelavratotu çok zehirli bir bitkidir! Bitki doğrudan kullanılmamalıdır. Zehirlenme belirtileri: Gözbebeklerinin
genişlemesi, ağızda ve boğazda kuruluk, yutkunma zorlukları, susuzluk, kusma, baş ağrısı ve baş dönmesi. 3-15 saat sonraki ölüme kadar, saplantılar ve çılgınca davranışlar!.Göz tansiyonu olanlar için
zararlıdır.
HARDAL:Asabi mizaçlı kimselerde,yüksek tansiyon hastaları,cilt
hastalığı,damar sertliği olanlar,ülserli ve midesi hassas
olanlar,karaciğer hastalığı olanlar kullanmamalıdır.
HASEKİ KÜSPESİ: Doz aşımı zehirlenme yapabilir.
HAYIT TOHUMU:Tohumundan günde 8 gr.dan fazlası baş ağrısı yapar,meniyi azaltır,zararını gidermek için üzerine süt içilmelidir.Erkekte üreme hormonlarını azaltır,kısırlığa sebep olabilir.
HAYIT MEYVESİ:Yüksek dozajda hayıt meyvesi, yüzeysel karıncalanma duygusuna yol açabilir. Gebelik sürecinde kullanılmaması herhalde doğru olur.
HİNDİBA TOHUMU: Doz aşımı zararlıdır.(Bal ve sirke içilerek zararı
önlenir.)
HİNT YAĞI TOHUMU:Zehirlidir.Kullanılmaz.
HURMA: Dalağa zararlıdır.Göz ve baş ağrılarını artırır.(Sirke ile
yapılmış bal şerbeti,ekşi nar suyu,kavun,karpuz,salatalık yenerek
zararı önlenebilinir)
HÜNNAP:Cinsel arzuyu azaltır.
IHLAMUR: Doz aşımı cinsel arzuyu azaltır.Kalpleri tam sağlıklı olmadığı
halde sık sık terleme kürleri uygulayan kişilerde kalp problemleri
oluşabilir. Bunun dışında, ıhlamurun bilinen herhangi bir yan etkisi
yoktur. Ama yan etkisi yoktur diye de ölçüsüzce davranılmamalıdır.
Bulantıya sebep olabilir,yemek üzerine içmek zararlıdır.
ISPANAK:Gut,romatizma,mafsal rahatsızlığı olanlar,ve hamileler fazla
ıspanak yememelidir.İdrar yolları,böbrek ,hazım sistemi ve karaciğer
hastaları ile şeker hastaları ıspanağı az yemelidirler.
İNCİ ÇİÇEĞİ: Doktor tavsiyesiyle kullanılan preparatların ve yukarıda
önerilen dozajlardaki tentürlerin herhangi bir yan etkisi yoktur.İnci
çiçeği zehirli maddeler içerir, ama bu zehirlilik öldürücü nitelikte
değildir. Yine de, konuya yabancı olan kişilerin bitkiyi doğrudan
kullanmamaları doğru olur.Evin içinde bulundurulması
baygnlık,spazm,baş dönmesi,baş ağrısı yapar.
İNCİR:Çok yenirse vücutta çıban çıkmasına sebep olur.
İPEKA KÖKÜ: Doz aşımı ishal yapar,tansiyonu düşürür.Kalp atışlarnı
hızlandırır.Mide mukozasını tahriş eder.
İT ÜZÜMÜ: Doz aşımı zehirlenme yapar.
İZLANDA DİKENİ:Ateşli hastalıklarda,mide bağırsak ülseri olanlarda
kullanılamaz.
KAHKAHA ÇİÇEĞİ:Hamileler,emdiren anneler,bağırsak rahatsızlığı olanlar kullanamaz
KAKAO:Böbrek taşı,damar sertliği olanlar,karaciğer hastalığı olanlar
kullanamaz
KAKULE: Doz aşımı zararlıdır.Hamileler kullanamaz.
KANARYA OTU: Doz aşımı ishal yapar,kusturucudur.
KARABAŞ OTU:Hamileler kullanamaz.Doz aşımı kusturucudur.Kür halinde kullanılmalıdır,devamlı kullanmak zararlıdır.
KARABİBER:Bağırsak iltihabı,egzema,üremi,yüksek tansiyon,damar
sertliğive romatizmalılara zararlıdır.Doz aşımı mide ve bağırsakları
tahriş eder.
KARAKAFESOTU: Karakafesotu yaprak çayının, banyosunun ve yaprak kompresinin herhangi bir yan etkisi yoktur. Ama gebelik sürecinde kullanılmaması doğru olur.Karakafesotu kökü içten kullanılmaz! Özellikle kökte bulunan Pyrrolizidin alkaloitlerinin karaciğeri
etkileyebilecek zehirler içerdiği sanılmaktadır. Bu durum henüz tam
bir kesinlik kazanmış değildir, ama en doğrusu, bitki kökünün içten
kullanılmamasıdır.
KARA HİNDİBA:Hamileler kullanamaz.
KARAMUK ÇİÇEĞİ:Zehirlidir.Dahilen kullanılmamalıdır.
KARGABÜKEN:Şiddetli zehirlidir.Dahilen kullanılmamalıdır.
KATIR TIRNAĞI: Doz aşımı sıkıntı,baş ağrısı ve ishalle beliren
zehirlenmeler yapar.
KATRAN:Katran doz aşımında mideyi,bağırsakları ve böbrekleri
bozar.Bulantı kusma ve ishal yapar.
KEÇİSAKALI:Yalnızca yüksek dozajlarda mide rahatsızlıkları ve mide
bulantısı görülebilir. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.
KEDİ OTU KÖKÜ: Kediotu kökünün bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
Sürekli kullanım gereğinde, 4-6 haftalık aralıklarla, oğulotu ile
dönüşümlü kullanılmalıdır. Aksi halde uyarıcı etki yapmaya
başlayabilir.Doz aşımı hazımsızlığa sebep olur,baş ağrısı ve halsizlik
yapar.Çok kötü kokulu bir bitkidir. Çok kötü kokulu olduğu için mide
bulandırmasını önlemek amacıyla sabah aç karnına alınmalıdır. Baş
ağrısı ve halsizlik yaptığından az kullanılmalıdır.
KEKİK: Önerilen dozajlar aşılmadığında, bilinen hiçbir yan etkisi
yoktur. Ama kekik yağının içten kullanımında aşırılığa kaçılması,
tiroid bezinin işlevini arttırabilir. Kekik çayı içimi ise böyle bir
duruma yol açmaz. Fazla miktarda kullanmak karaciğeri rahatsız
eder,deri döküntülerini rahatsız eder.Salgıları arttırıcı etkisi
nedeniyle ülser ve gastiriti olanlara olumsuz etki yapar. Ayrıca
hamilelere ve guatr olanlara da tavsiye edilmez.
KEKLİK OTU:Hamileler ve zor hamile kalanlar kullanamaz..
KEREVİZ TOHUMU:Sara hastalığı ve hamileler kullanamaz.
KINA KINA:Yaprakları görme ve işitme bozukluğuna sebep olur.
KIRLANGIÇOTU: Kırlangıçotunun zehirli bitkiler sınıfına dahil olduğu
söylenebilir. Önerilen dozajlara ve kullanım sürelerine özenle uymak
gerekir. En doğrusu, hiçbir zararlı etki içermeyen bitki tentürünü
kullanmaktır. Gebelik sürecinde kullanılmaması doğru olur.
KIVIRCIK LABADA:Hamileler kullanamaz.
KİL(KAOLEN):Kil kullanılan günlerde sıvı yağ kullanılmamalıdır.Mısır
özü yağı ,ayçiçek yağı ,zeytin yağı,pamuk yağı,parafin yağı gibi yağlı
yiyecekler yenmemeli,yağlı süt içilmemelidir.
KİMYON:Hamileler kullanamaz.Aybaşı zamanında kullanılırsa fazla kanama yapar.
KİŞNİŞ: Doz aşımı zararlıdır.Asabi mizaçlı kimseler,midesi fazla asit
salgılayan kimsler kullanmamalıdır. Doz aşımı sarhoşluk ve dalgınlık
yapar.
KOÇBOYNUZU: Pıhtılaşmayı önleyici ilaçlarla birlikte
kullanılmamalıdır! Çok ender olsa da, bazı kişilerde hafif baş
ağrısına yol açabilir. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.
KOKAR AĞAÇ KABUĞU: Doz aşımı zehirlenme yapar.
KROTON TOHUMU: Dahilen kullanılması tehlikelidir.
KURT BOĞAN:Şiddetli zehirlidir.
KUŞBURNU : Çok ender olmak üzere alerjik tepkilere yol açabilir. çay
içimine son verildiğinde bu tepkiler de sona erer. Bilinen başkaca bir
yan etkisi yoktur.
KURTPENÇESİ: Kurtpençesi, zehirli bitkiler sınıfına girer. İçerdiği
zehirli alkaloitler öldürücü değildir, ama çay tüketimi
önerilmemelidir. Buna karşın bitki tentürü ve preparatları gönül
rahatlığı ile kullanılabilir.
KUŞKONMAZ:Asabi kimseler,mesane ve böbrek iltihabı olanlar kullanamaz. Çok miktarda yenirse böbrek epitelini rahatsız eder.
KUZU KULAĞI:Romatizma,gut,mafsal iltihabı olanlar,böbrek ve idrar yolu rahatsızlığı olan kimseler kullanamaz.Fazla yenildiğinde mide
iltihabı,ishal,kusma ve kalp rahatsızlıklarına sebep olur.
KÜÇÜK HİNDİSTAN CEVİZİ: Doz aşımı zararlıdır.Günde 1 adedi
geçmemelidir.Hamileler kullanmamalıdır.Hasta bünyeli kimseler normal
dozu 3-4 günde tüketmelidirler.Aşırı doz taşikardiyesebep olur.Baş
ağrısı,susuzluk ve sersemlik belirtileri ile zahirlenmeler
yapar.Ciğerlere zararlıdır.Balla kullanılmalıdır.
LAHANA: Lahananın bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Ancak, özellikle
çiğ yendiğinde bazı duyarlı midelerde şişkinliğe yol açabilir. Bu
durumda içilecek bir bardak rezene-frenk kimyonu eşit karışımının çayı
rahatlatacaktır.Albümini olanlar lahana yememelidir.Guatr rahatsızlığı
olanlar kullanamaz.Hazmı zordur,gaz yapar.
LAVANTA ÇİÇEĞİ : Lavanta çiçeğinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
Ama lavanta yağının içten kullanımında dikkatli olmak gerekir. Fazla
miktarda alındığında mide ve bağırsak mukozasını tahriş edebilir.
LEYLEK KAKACI:Günde 2 gr.dan fazlası zararlıdır.
LİMON OTU:Mide iltihabı ve ülseri olanlar kullanamaz.
LOĞUSA ÇİÇEĞİ: Doz aşımı sindirim sistemini ve böbrekleri tahriş eder.
MABED AĞACI (Ginko Biloba):Hamileler ve çocuklar kullanamaz.
MAHMUDE:Sindirim sistemi iltihabı olanlar kullanamaz.
MANİSA LALESİ: Doz aşımı zehirlenmeye sebep olur.
MANTAR:Üremi ve romatizmalı olanlar yememelidir.
MAYDONOZ:Böbrek iltihabı olanlar yememelidir.Hamileler dikkatli ve az yemelidirler.Maydonoz fazla yenildiğinde dilde tutukluk yapar.5
yaşından küçük çocuklara tedavi amaçlı maydonoz suyu içirilmemelidir.
MELEKOTU:Önemli oranda eterli yağ içeren bitkiler her zaman dikkatle
kullanılmalıdır. Yüksek dozajların rahatsızlıklara yol açabileceği
unutulmamalıdır. Melekotu eterli yağının içten kullanımı
önerilmemelidir, çünkü merkez sinir sistemini çok olumsuz
etkileyebilir! Ayrıca, etken madde Furanocumarinlerin güneş ışığına
karşı duyarlılık oluşturabileceğini ve deride alerjik tepkilere yol
açabileceğini unutmamak gerekir. Bu nedenlerden ötürü, 1-2 haftalık
kürlerden sonra drog kullanımına 3-4 gün ara verilmesi doğru
olacaktır. Gebelik sürecinde melekotu kökü kullanılmamalıdır.
MERCAN KÖŞK: Kan basıncını yükseltici etkisi nedeniyle, yüksek kan
basıncından şikayeti olanların kullanmamaları doğru olur. Gebelik
sürecinde kullanılmaz. Bitkinin eterli yağı içten kullanılmamalıdır.
Bitki çayı tedavisinde yüksek dozajlar ve 1-2 haftayı aşan sürekli
kullanımlar baş ağrısına ve baş dönmesine yol açabilir.
MERCİMEK:Kanserli hastalar sevda ve mali hülya hastaları
kullanmamalıdır.Çok yenilmesi zararlıdır.
MEVZEK TOHUMU:Şiddetli zehirlidir.
MEYAN KÖKÜ: İçerisinde kortizon vardır.Uzun zaman kullanıldığında
alışkanlık ve ödem yapar.Devamlı kullmak yerine kür halinde kullanmak daha iyidir.Devamlı kullanıldığı taktirde yüksek tansiyon ve kaslarda güçsüzlük yapar.Nöro-psişik rahatsızlıklara sebep olabilir.Önerilen dozajlara uymak kaydıyla, tedavi kürleri 4-5 haftayı aşmamalıdır. Aksi halde, eklemlerde ve yüzde ödemler oluşabilir; dışkılanan sodyum miktarı azalır ve potasyum miktarı artar. Uygulanan tedavi süresince, örneğin muz ve kuru kayısı gibi potasyum açısından zengin olan besinlerin tüketilmesi doğru olur.Kronik karaciğer iltihabı, siroz,yüksek kan basıncı ve kanda potasyum eksikliği durumlarında meyan kökü kullanılmamalıdır.
MUZ: Muz bazı bünyelerde alerjik döküntü yapabilir.
MÜRVER: Mürver çiçeğinin, önerilen dozajlar dahilinde bilinen herhangi
bir yan etkisi yoktur. Yaprak çayında ise dikkatli olmak gerekir;
çünkü yüksek dozajlar mide ve bağırsak mukozasını tahriş edebilir. Tam olgunlaşmamış meyveler hafif zehirlidir. Olgun meyveden elde edilen meyve suyu hararetle tavsiye edilir, çiğ olarak tüketildiğinde ise
bazen mide bulantısı, kusma ve ishale yol açabilir. Marmelat olarak
ise çok sağlıklıdır; çeşitli vitaminler ve değerli mineraller içerir.
NANE:Gastritli ve ülserli hastalar nane yememelidir.Fazlası bulantı
yapar.Hamile hanımlar az yemelidir.Önerilen dozajlarda bilinen
herhangi bir yan etkisi yoktur. Nane çayının sürekli kullanımı
önerilmez. Beş yaşından küçük çocuklara nane çayı içirilmemelidir. 12
yaşından küçük çocuklara nane yağı kullandırılmamalıdır. Gebelik
sürecinde nane yağı kullanılmaz.
NAR SUYU:Hamileler kullanamaz.
NERGİZ:Hamileler kullanamaz.Ay başına 1 hafta kala kullanmak
zararlıdır,aybaşından sonra kullanmak gerekir.
OĞULOTU:Mide iltihabı ve ülseri olanlar dikkatli kullanmalıdır.Eterli
yağın içten kullanımı rahatsızlıklara neden olabilir.
ÖKALİPTUS: Önerilen dozajlarda ökaliptus yaprak çayının bilinen
herhangi bir yan etkisi yoktur. Ama eterli yağın çok dikkatli
kullanılması gerekir. Yüksek doz eterli yağ kullanımlarında, mide
bulantısı, kusma ve ishal görülebilir. Bu durumlarda, eterli yağ
kullanımına son verildiğinde, bu rahatsızlıklar da, hiçbir kalıcı
zarara yol açmadan hemen sona ererler
ÖKSEOTU: Doz aşımı zehirlenmelere ve kabızlığa sebep olur.Ellerde
kaşıntı ve deride kabarcıklar meydana getirebilinir.Kalp damarları
üzerindeki etkisi sebebiyle dikkatli kullanılmalıdır.Doz
aşılmamalıdır.Ökseotunun meyveleri zehirlidir ve kesinlikle içten
kullanılmamalıdır! Bazı kitaplarda ve hatta kaynak kitaplarda, çay
yapımında meyvenin kullanılabileceğinin belirtilmiş olmasını anlamak
mümkün değildir
PAMUK TOHUMU:Hamileler kullanamaz.
PAPATYA:Önerilen dozajlara uyulduğunda bilinen hiçbir yan etkisi
yoktur. Ama onu sürekli kullanmak da doğru değildir. Papatya çayı ile
göz banyosu yapılmamalıdır; konjoktivite yol açabilir.Hamileler
kullanamaz.
PATLICAN:Mide ,bağırsak,karaciğer ve şeker hastaları kullanmamalıdır.
PELİNOTU: Emziren annelere,mide kanaması geçirenlere zararlıdır.Doz aşımı zehirlenmelere sebep olur.Uzun süre kullanmak sinirleri bozar.Önerilen dozajlar aşılmadığında bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Uzun süreli kullanılmamalıdır. Gebelik sürecinde
kullanılmamalıdır. Mide ve bağırsak ülserinde ve ağır böbrek
hastalıklarında kullanılmamalıdır.
PİRİNÇ:Kabızlık yapar,mide şişkinliğine sebep olur,balgamı
artırır.Vücutta tıkanıklığa sebep olabilir.
PORSUK AĞACI YAPRAĞI:Şiddetli zehirlidir.
RAVEND:hamileler ve hemorot hastaları kullanamaz.
REZENE: Doz aşımı karın kaslarında gerilme yapar,aybaşı zamanlarında kullanmak fazla kanamalara sebebiyet verir.Hamileler kullanamaz.Çok ender olarak deri alerjileri görülebilir
SABUNOTU:Aşırı doz ishal yapar.
SAFRAN: Doz aşımı kanama ve zehirlenmelere sebebiyet verir.Hamileler kullanamaz.10 gr safran büyük bir insanı öldürür.
SALEP:bağırsak kanaması,kalın bağırsak iltihabı ve hazım sistemi
rahatsızlığı olanlar kullanamaz.
SAPARNA: Doz aşımı bulantıve kusma yapar.
SARI KANTARON:Uzun süreli kantaron çayı kullanımı, güneş ışığına veya solaryuma karşı duyarlılık oluşturur. Çay içimine son verildiğinde bu duyarlılık sona erer. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur
SARI SABIR: Doz aşımı ve uzun süre kullanılması,rahimde kan birikmesi ve kanamalara sebep olur.Prostat,kolit,dizanteri ve sistiti olanlar kullanamaz.Hamileler kullanamaz.8 gr'mı öldürücüdür.Motoraji,hematuri, mesane,rahim ve basur hastaları
kullanamaz.
SARMAŞIK( Convulvulus Sepium):Bağırsakları tahriş eder.
SARMISAK:Aşırı yenildiğinde göze zafiyet verir,sıracaya sebep
olur,emziren anneler,cilt hastaları ve hemoroit hastaları
yememelidir.Hamilelere zararlıdır,baş ağrısı,dimağa ve gözlere zarar
verir.Cinsel arzuyu azaltır,balgam ve susuzluk yapar.Safrayı
artırır.Balgam ve susuzluk yapar.Ağız kokusunu bozar,vücudu hareretli olanlara,ishal olanlara sarımsak zararlıdır.Tedavi edicilik açısından, kuru sarmısak taze sarmısaktan çok daha etkilidir. Sarmısağın dozajını herkes kendine göre düzenleyebilir.
SEDEFOTU: Sarhoşluk ve ishalle beliren zehirlenmeler yapar.Kesinlikle
kullanılmaz.Önerilen dozajlara özenle uymak gerekir. Yüksek dozaj
kullanımında, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, dilin şişmesi ve aşırı
tükürük salgısı görülebilir. Parlak ışığa karşı duyarlılık oluşabilir.
Gebelik sürecinde kesinlikle kullanılmamalıdır; düşüklere yol
açabilir!
SEMİZOTU:Hamilelik sırasında tedavi maksatlı semizotu kullanılmamalıdır.
SIKLAMEN SOĞANI:Aşırı doz öldürücüdür.
SİNAMEKİ:Hemoroit hastaları,hamileler kullanamaz.aybaşı kanamalarını artırır.5 yaşın altındaki çocuklara verilmemelidir.Uzun süre
kullanılması zararlıdır.Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz.
SİRKE:Kansız olanlar,kolestrolü olan ve damar sertliği hastaları,
hamileler sirke ve sirkeli turşuyu yememelidir.Meniyi azaltır.
SİYAH HARDAL: Hardal yakısının süresine dikkat etmek ve süre sonunda uygulama bölgesini çok iyi temizlemek gerekir. Friksiyonların da yumuşak hareketlerle uygulanmasına özen gösterilmelidir, aksi halde deri tahriş olabilir. Yemeklerde de aşırı miktarda hardal kullanılması doğru değildir. Hardal tentürünün içten kullanımında ise, dozajlara uyulduğunda herhangi bir yan etki görülmez.
SOĞAN:Mide bağırsak hastalarına,kolitlilere soğan zararlıdır.Çiğ
soğanı çok yemek meniyi azaltır.,aklı ifsad eder,başağrısı yapar.
SOYA FASÜLYESİ:Guatr hastaları yememelidir.
SU BALDIRANOTU:Şiddetli zehirlidir.
SUMAK:Yüksek tansiyonlular sumak yememelidir.Fazla yenirse kabız yapar.
SUSAM:Hazmı zordur midesi zayıf olanlara yaramaz,midenin
düşmanıdır.Ağız kokusu yapar.
ŞAHTEREOTU:Yüksek dozajlar karın ağrısına yol açabilir.
ŞALGAM:Hazmı zordur.Aşırı gaz yapar.
ŞEFTALİ: Şeftali çekirdeklerinde çok etkin bir zehir vardır.
ŞERBETÇİOTU:: Doz aşımı bulantı,kusma,midede yanma yapar.Zihin
dalgınlığı ve baş dönmesine sebep olur.Hamileler
kullanamaz.(Erkeklerde erken boşalma meydana getirebilir)
ŞEKERCİ BOYASI Yüksek dozajlar, mide bulantısı ve ishal gibi tepkilere
yol açabilir. 2-3 haftalık tedavi kürlerinden sonra 1 hafta ara
verilmelidir. Gebelik sürecinde kullanılmamalıdır.
ŞEYTAN ŞALGAMI(Akasma):Bitkinin tamamı zehirlidir,zehirli madde dokuları şiddetle tahriş ve tahrik eder,bundan sonrada sinir sistemi merkezinde paraliz meydana getirir.
ŞEVKET-İ BOSTAN:Böbrek hastaları kullanamaz.
ŞİMŞİR:Çiçek ve tohumlarını kullanmak kesilikle kullanılmaz.
TAFLAN SUYU: Doz aşımı zararlıdır.Baş ağrısı,karın ağrısı,kusma
yapar.Yaprakları kesinlikle kullanılmaz.
TARÇIN:Yüksek tansiyonlular dikkatle kullanmalıdırlar.
TARHUN:Kanı yakar.cinsel arzuyu keser.
TATULA: Doz aşımı ağız kuruluğu,damar bozukluğu,ishal yapar.0,2 gr dan fazlası tehlikelidir.
TERMİYE:Termiye kavrulmadan veya tatlandırılmadan
kullanılmamalıdır.zehrlidir.
TURUNÇ:Ekşi turunç suyu içildiğinde sinirlere ve nefes darlığında
zararlıdır.
ÜZERLİK OTU: Üzerlik otundan yapılan çay açık olmalı ve en az günde
iki bardak içilmelidir. Aksi takdirde zaralı olur. Hamile kadınlar
üzerlik otunu hiçbir biçimde kullanmamalıdır.
ÜZÜM:Üzüm çekirdeği midenin cidarını sertleştirir,kabız yapar.Üzüm
kabuğu gazı artırır,üzerine rezene veya kimyon içilmelidir.
VANİLYA: Doz aşımı kusmalara sebep olur.
YABAN YASEMİNİ: Doz aşımı bulantı ,kusma,ishal,zehirlenme yapar.
YAKIOTU(Küçük Çiçekli): İki haftalık bir kürden sonra 2-3 gün ara
verilmelidir. Ara verilmeden uygulanan tedaviler bazı kişilerde
kabızlığa yol açabilir. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.
YARPUZ:Hamileler kullanmamalıdır.5 yaşından küçük çocukalara verilmez.
YER MÜRVERİ:Meyveleri zehirlidir.
YILAN YASTIĞI:Taze yaprak,meyve:Mide bulantısı,kusma,ishal,baş dönmesi yapar.Kalp atışlarında yumrular yenildiğinde düzensizlikler
görülür.Dil şişmesi,göz bebebği büyümesi,ağız ve boğazda yanma hissi meydana getirir.Öldürücü zehirlidir.
YÜKSÜKOTU:Yüksükotu bitkisi yüksek derecede zehirlidir ve kesinlikle
çay biçiminde kullanılmamalıdır!! Tentür ve preparatların kullanımı da
mutlaka uzman doktor tarafından kararlaştırılmalıdır!!Pek çok
yüksükotu türü vardır. Tentür ve preparat imalatında kırmızı
yüksükotunun kullanılmasının gerçek nedeni, yalnızca bu türün bilimsel
olarak gereğince incelenmiş olmasıdır.
ZAKKUM:1 gr kuru yaprak öldürücüdür.
ZERAVEND:Yüksek dozlarda hazım sistemini ve böbrekleri tahriş eder.
ZERDEÇAL:Gastriti ve mide ülseri olanlar kullanmamalıdır.
 
alıntıdır

Hamilelikte bitki çayları ve şifalı otlar

14/1/2010

Hamilelikte bitki çayları ve şifalı otlar


Bitki çayları son zamanlarda giderek popülerite kazanan içecekleridir. Eskiden sadece aktarlarda satılan bitkiler ve bunlardan elde edilen çaylar günümüzde hemen her markette pazara sunulmaktadır.

Bitkilerin hastalıkları tedavi edici etkisi ve bu amaçla kullanımı neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Bazı kültürlerde ayrı öneme sahip olan şifalı bitkiler günümüzde de bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak bu uygulamaların hemen hiçbir bilimsel verilere dayanmamaktadır.

Homeopatik olarak adlandırılan bu tedavilerin etkinliği konusunda bilimsel çalışmalar olmadığı gibi bunalrın hamilelik ve emzirme dönemlerinde kullanımı ve etkileri ile ilgili de elimizde hemen hiç veri bulunmamaktadır. Ayrıca bu tip ilaç etkisi olan şifalı bitkilerin bazıları hatta çok masum gibi görünenleri bile yüksek dozlarda alındığında zehir etkisi ya da istenmeyen etki oluşturabilmektedir.

Bu bitkilerin bir çoğu kaynatılarak suyu içilmekte ya da direkt olarak yenilerek alınmaktadır.

Kesin olarak güvenli olduğu bilinmeyen bu tür şifalı olduğu ileri sürülen ot ve bitkileri hamileliğinizin ilk ve son trimesterlarında tüketmemeniz yararlı olabilir.

Bununla birlikte piyasada satılan hazır poşet çayların içindeki maddelerin çoğu normalde diyetiniz içinde bulunan ve büyük olasılıkla hamilelik sırasında zararlı etki göstermeyen maddeler içerir. Bu tür çayları aşırıya kaçmadan tüketmenizde bir zarar yokmuş gibi görünmektedir.

Bitkisel çay içmek isterseniz satın alırken içerdiği maddelere göz atın. İçindekiler eğer diyetinizde zaten bulunan portakal kabuğu, limon, adaçayı gibi bildik maddeler ise içmenizde sakınca yoktur. Ancak aslan kulağı, yarpuz, cohosh gibi garip ve daha alışık olmadığınız maddeler içeriyorsa kullanmamanız daha uygun olabilir.

Bazı maddeler ise düşük miktarlarda alındığında yararlı olabilirken yüksek miktarlarda olumsuz etkiler yaratabilir. Bu tür bitkilere en güzel örnek sinameki'dir. Sinameki barsakları uyarıcı etkiye sahip bir bitkidir ancak yüksek miktarlarda alındığında dehidratasyon ile sonuçlanabilecek ciddi ishal tablolarına yol açabilir. Bu hem sizin için hem de karnınızdaki bebeğiniz için hiç hoş olmayan bir durumdur.

Bazı bitkilerin ise rahim kasılmasını uyarıcı etkileri vardır. Pekçoğu yaygın olarak kullanılmayan bu maddeler doğum sancılarını başlatabileceğinden gebeliğin son dönemlerinde kullanılmaları önerilmez.

Bir başka konu da ithal çaylardır. İthal çayların içinde ülkemizde yetişmeyen bazı otlar bulunabilir. Bu nedenle içeriğinden emin olunmayan çayların kullanılmaması daha uygun olabilir.

Kısaca özetlemek gerekir ise yiyecek olarak kullanılan bitkilerin çay şeklinde de alınmasında bir sakınca yoktur.

Genel olarak hamilelikte kullanılması ya da aşırı miktarlarda alınmaması önerilen bitkiler ve olası etkileri aşağıdaki tabloda incelenebilir.

Hamilelikte kullanılması sakıncalı olan bitkiler

 

Bitki Olası etkisi
Aloe Vera Yaprakları müshil etkisi gösterdiğinden ağızdan alınmamalıdır
Sarı çiğdem, Cohosh, (Colichicum autumnale) Yüksek dozlarda alındığında hücre bölünmesini etkileyerek doğum defektlerine neden olabilir.
Fesleğen (reyhan) yağı Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
Kanotu (Sanguinaria canadensis) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. Kusmaya neden olabilir.
Aslan kulağı (Caulophyllum thalictroides) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
Karanfil yağı Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
Eşekkulağı, karakafes (Symphytum officinale) Bebek için toksik maddler içerdiğinden kullanılmamalıdır.
Pamuk kökü (Gossypium herbaceum) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
Dong quai (Angelica polymorpha var. sinensis) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
Koyungözü (Tanacetum parthenium) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir..
Kırlangıç otu (Chelidonium majus) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir..
Ardıç ve ardıç yağı (Juniperus communis) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
Ökseotu (Viscum album) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. İçerdiği toksik maddeler plasentadan bebeğe geçebilir.
Yarpuz (Hedeoma pulegioides) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
Kınakına (Cinchona officinalis) Geçmişte sıtma tedavisinde kullanılan bu bitki körlük ve komaya neden olabil ir.
Yalancı Ginseng (Panax notoginseng) Doğum anomalilerine neden olabilir.
Sedefotu (Ruta graveolens) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.
Kafuriye (Artemisia abrotanum) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. Doğum anomalilerine neden olabilir.
Adasoğanı (Urginea maritima) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. Doğum anomalilerine neden olabilir.
Solucan otu(Tanacetum vulgare) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir. Doğum anomalilerine neden olabilir.
Yabani yer elması (Diascorea villosa) Uterus uyarıcıdır. Rahim kasılmalarını başlatabilir.

Hamilelikte aşırı miktarlarda kullanılması zararlı olabilecek bitkiler.

 

Bitki Olası etkisi
Akçaağaç (Rhamnus frangula) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.
Melekotu (Angelica archangelica) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Anason ve anason tohumu yağı (Pimpinella anisum) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır, düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir ancak yağı kullanılmamalıdır.
Kimyon (Carum carvi) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Akdiken kabuğu (Rhamnus purshiana) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.
Kereviz tohumu ve yağı (Apium graveolens) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Papatya yağı Rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak papatya çayı içilebilir.
Tarçın (Cinnamomum zeylanicum) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Çuha Çiçeği(Primula veris) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.
Rezene ve rezene yağı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Çemenotu (Trigonella foenum-graecum) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Sarımsak(Allium sativa) Yüksek miktarlarda tüketilmesi mşde yanmasına neden olabileceği gibi emzirme döneminde süte kendine özgü kokusunu verebilir.
Yasemin yağı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır.
Kore Ginsengi (Panax ginseng) Yüksek dozlarda alınması kız bebekte erkeklik hormonlarının yükselmesine neden olabilir.
Lavanta (Lavendula argustifolia) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Meyankökü (Glycyrrhiza glabra) Yüksek dozlarda kan basıncını arttırabilir.
Yaban kerevizi (Levisticum officinale) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Mercanköşk, keklik otu (Origanum vulgare) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Sarısakız, mür (Commiphora molmol) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Maydonoz (Petroselinum crispum) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı ve fetusu irrite edici etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Nane yağı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak kuru nane ya da nane yaprağı yemeklerde kullanılabilir. nane yağı ise kullanılmamalıdır.
Ahududu yaprağı ve çayı (Rubus idaeus) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır. Doğumu kolaylaştırmak için kullanılabilir.
Ravent kökü(Rheum palmatum) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.
Biberiye ve biberiye yağı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Safran (Crocus sativa) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Adaçayı Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.
Sinameki (Senna alexandrina) Çok kuvvetli bir müshildir ve bu nedenle yüksek dozlarda uzun süre kullanılmamalıdır.
Siyah çay(Camellia sinensis) Fazla miktarda alınması çarpıntıya neden olabilir.
Kekik yağı (Thymus vulgaris) Rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi olabilir ancak kuru kekik yemeklerde kullanılabilir.
Mine çiçeği (Verbene officinalis) Yüksek dozlarda rahim kasılmalarını uyarıcı etkisi vardır ancak düşük dozlarda ve yemeklerde kullanılabilir.

Hazırlayan: Dr. Alper Mumcu

İletişim İçin:

V.K.V. Amerikan Hastanesi
Üreme Sağlığı Ünitesi
Güzelbahçe Sokak No:20 Nişantaşı İstanbul
Tel: (0212) 311 20 00 / Dahili 8740 - 8741




Kereviz salatası

13/1/2010

kereviz salatası

 

Malzemeler

1 orta boy kereviz

1 çay bardağı çekilmiş ceviziçi

1 limon

mayonez, yoğurt, tuz, zeytinyağı

Kerevizin kabuğunu elma gibi soyup, rendeliyoruz, biraz rendeleyince üzerine limon sıkıp tekrar rendeliyoruz limon kerevizin kararmasını önlüyor, çok çabuk kararabiliyor.

çekilmiş ceviziçini, iki-üç çorba kaşığı kadar mayonezi ve gözkararı yaklaşık 1 su bardağından az fazla yoğurdu ve tuzunu kereviz rendesinin üzerine boşaltıp karıştırıyoruz.

bir tabağa alıp süsleyip üzerine biraz zeytin yağı gezdirip servis yapıyoruz

afiyet olsun

birazda kerevizi tanıyalım, internetten bulduğum yazıları ekliyorum

Hamilelerde kereviz :Kereviz tohumu ve Kereviz yağı nadiren bazı insanlarda alerjye sebep olabilir, o zaman kereviz yememeleri gerekir. RAHİM KANAMASINA VE KAS KONTRAKSİYONLARINA YOL AÇABİLİYOMUŞ

İnternette farklı görüşler var, sanırım karışıklık kereviz ile kereviz tohumu farkı yüzünden, araştırma yapmalısınız

Maranki hamilelikte kereviz ve maydanozun aşırı tüketilmemesi gerektiğini yazıyormuş.

YABAN KEREVİZİ: Kullanılan kısmı kökleridir. Cildi canlandırır., problemli cilde iyi gelir. Hamilelikte kullanılmamalıdır.şeklinde bir kayıt buldum.

Kereviz kürü uygulayanların yüksek tansiyonu varsa sık sık tansiyonunu ölçmesi gerektiğini, zira kerevizin tansiyonu yükseltebileceğine dair bir uyarı yazısına rastladım

 Bir kaynakta ise Kerevizin hamileler için önemli besinler arasına alındığını gördüm aşağıdaki yazı eklenmişti.

Kereviz
Kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz giderir. Kan ve süt yaptığı için doğum sonrasında faydalıdır. Karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizmada da faydalıdır. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Ayrıca, kanı temizliyor ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yarıyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor ve zayıflatıyor.

04kereviz Kereviz kürü nedir kerevizin faydaları yararları nelerdir

Nadir tüketilen sebzelerin başında gelir kereviz ancak, her ne hikmet ise besin değeri yüksek olan bu sebze kokusundan mı yoksa tadından mı bilinmez tüketimi son derece azdır. Kerevizin kendine özgü kokusu içerdiği phthaliden maddesinden kaynaklanmaktadır. Kereviz, karaciğerin bilinen tüm sebzeler içerisinde birinci sırayı alan dostudur. Kerevizin bu özelliğinden dolayı yerini hiçbir sebze dolduramaz. Kan dolaşımının, sindirimin, kan pıhtılaşmasının, hormon dolaşımının ve de pek çok biyokimyasal reaksiyonların oluşmasında (metabolizma) rol oynayan ve destek çıkan organımız karaciğerdir. Kısaca, karaciğer çok yönlü işlevi olan bir organımız. Bu çok yönlü işlevlerinin olması nedeniyle de karaciğerin sağlıklı çalışması büyük önem kazanmaktadır. İşte kerevizin karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışmasındaki etkinliği hiçbir sebzenin yerine getiremeyeceği bir özelliktir. Siroz hastaları için kereviz mükemmel bir destekleyicidir.

Mutfaktan eksik etmeyin

Kerevizin siroz hastalığını önleyici özelliğinin olması nedeniyle, siroza dönüşebilme riski olan örneğin hepatit B ve hepatit C hastalarının ve de alkol kullanma alışkanlığı olanların bu sebzeyi haftada en az bir defa kereviz tüketmeleriyle siroza yakalanma veya dönüşme riskini büyük ölçüde engellenmiş olacaktır.

Kerevizin tüketilmesi tabii ki bir kür olarak düşünülmelidir. Kerevizin yağ, tuz, soğan ve bazı baharatlar ilave edilerek yapılan yemeğinden siroz hastalığına karşı önleyici ve iyileştirici özelliğinden faydalanmak mümkün değildir. Karaciğer metabolizması sağlıksız çalışanların veya karaciğer yorgunluğu olanların kerevizi mutfaklarından eksik etmemelerini öneririm.

Gut hastalığına birebir

Gut hastalığına yakalanmış olanların uygulayacakları kereviz kürü mükemmel bir yardımcıdır. Hastalar kürü uygulamaya başladıktan birkaç gün sonra rahatlayabilmektedirler. Gut hastalığı, eski tarihlerden beri Avrupa ülkelerinde zengin hastalığı olarak bilinirdi. Bunun nedeni ise zenginlerin bol bol et tüketmelerinden kaynaklanmaktadır. Büyük İskender, Michelangelo ve Darwin gibi ünlüler gut rahatsızlığı çekmişlerdir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonrası pek ender görülmüştür. Bunun nedeni de savaş sonrası yeterli miktarda etin bulunamamasıydı. Günümüzde sebepleri çok iyi bilinen bu hastalığın modern tıp tarafından tedavisi, verilen ilaçlar ile kolayca mümkündür. Ancak, tekrar etme riski olan bir hastalıktır. Gut şikâyeti olanların deniz ürünlerinden uzak durmaları gerekir. Özellikle karides, ahtapot ve kalamardır. Kırmızı et tüketiminde de ölçülü olmaları gerekir. Haftada 2-3 defa öğünlerinizde tüketeceğiniz kereviz, gut hastalığınızı kontrol altına almanızda mükemmel bir destekleyici olacaktır. Kerevizi her türlü baharattan, salçadan uzak, az suda az haşlayıp çok az sıvı yağ ilave ederek

hazırlamak gerekir. Kereviz kürünü uygularken içine başka sebze ilave etmeyiniz.

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

 

 

Akdeniz mutfağının önemli yiyecekleri arasında yer alan kerevizin, içerdiği maddeler sayesinde insanları sinirlilik halinden uzak tuttuğu bildirildi.

Salatası, çorbası, zeytinyağlı yemeği yapılarak tüketilebildiği gibi, yemeklere kendine özgü bir lezzet de katan kereviz, içerdiği değerlerle alternatif tıpta birçok hastalığın tedavisinde de kullanılıyor.
Kış mevsiminin önemli sebzeleri arasında yer alan kerevizin, besleyici özelliğinin yanı sıra sağlık açısından birçok yararı var.


Yaprak ve kök kerevizi olarak iki çeşidi bulunan ve anavatanı Güney Avrupa olan kerevizin, deniz havası alan rutubetli yerlerde yetişmekte ve soğuk havada kolayca don tutmaktadır.Lezzeti ve besin değerinde kayıp meydana gelmemesi için alırken don yememiş olmasına özen gösterilmesi gerekmektedir.

Sinirlerinize Hakim Olmak İçin
Kerevizin en çok içeriğindeki ``sedanonik anhidrit``, ``sedanolin``, ``limonen``, ``palmitik asid`` ve "gayakol" gibi maddeler sayesinde zihinsel yorgunluğun giderilmesine iyi geldiğini bildiren uzmanlar, B vitamini, demir ve kireç içeren kerevizin, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderdiğini vurguluyorlar.


İdrar söktürücü özelliğe , böbrek taşı ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olduğu ifade edilen , kerevizin şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geldiği belirtilmekte.

 

KEREVİZ

 

Latince ismi : Apium graveolens

 

Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”

 

Kereviz Sinirli Olmayı Önlüyor

 

Akdeniz mutfağının lezzetlerinden kereviz, içerdiği maddeler sayesinde sinirliliği önlüyor.B vitamini, demir ve kireç yönünden zengin olan kereviz şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geliyor. Uzmanlar düş kırıklığı çekenlerin kereviz ve havuç yemesini tavsiye ediyor. Salatası, çorbası, zeytinyağlı yemeği yapılarak tüketilebildiği gibi, yemeklere kendine özgü bir lezzet de katan kereviz, içerdiği değerlerle alternatif tıpta birçok hastalığın tedavisinde de kullanılıyor. Yaprak ve kök kerevizi olarak iki çeşidi bulunan ve anavatanı Güney Avrupa olan kereviz, deniz havası alan rutubetli yerlerde yetiştiyor ve soğuk havada kolayca don tutuyor.

 

Uzmanlar, lezzeti ve besin değerinde kayıp meydana gelmemesi için kereviz alırken don yememiş olmasına özen gösterilmesi gerektiğini belirtiyor. Kerevizin içeriğindeki ’sedanonik anhidrit’, ’sedanolin’, ‘limonen’, ‘palmitik asid’ ve ‘gayakol’ gibi maddeler sayesinde zihinsel yorgunluğun giderilmesine iyi geldiğini kaydeden uzmanlar ayrıca B vitamini, demir ve kireç içeren kerevizin, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderdiğini ifade ediyorlar. Uzmanlar idrar söktürücü özelliğe de sahip bulunan kerevizin, böbrek taşı ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olduğunu, şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geldiğini kaydediyorlar.

 

Kereviz, çeşitli iklim koşullarına uyum sağlayabilir, ancak ılıman ve nemli iklimlerde daha verimli olarak yetişir. Geniş yaprakları ve uzun yaprak sapları ve şişkin bir gövdesi vardır. İki çeşit kereviz vardır, bunlarda bir tanesi kökü yumru bağlamayan, yaprak sapları uzun olan yaprak kerevizi, diğeri ise, yaprak sapları kısa kökü yumrulu, kök kerevizidir.

 

A, B ve C vitamini, kalsiyum, demir, potasyum ve kireç içerir. Kanserden yüksek tansiyona, gripten kolestrole kadar her türlü hastalığa karşı tedavi edici etkisi vardır. Onun mucizevi etkileyici gücü geçmişte Yunanlılar ve Romalılar tarafından keşfedilmiş ve onlar kerevizi tıpta ve yemeklerinde kullanmaya başlamışlardı.

 

2500 yıl önce hekimlerin babası Hipokrat, “altüst olmuş sinirleriniz için kereviz besininiz ve ilacınız olsun” demiştir. Özellikle erkeklerde cinsel arzuyu kamçılayan ve cinsel gücü arttıran kereviz, zamansız iktidarsızlık için doğal bir çaredir.

 

Kerevizin anayurdu Akdenizdir. Eski Yunan, Romalılarca koku verici olarak ve ayrıca şifalı ot gibi kullanıldığı bilinmektedir. Yaprakları ise çeşitli dönemlerde hüznün ve zaferin simgesi olmuştur. Homeros, İlyada’sında Archille in bu bitkiyi görkemli saçlarının tedavisinde kullandığından söz eder.

 

Sağlıktaki rolü

 

C vitamini yönünden oldukça zengin olan kereviz, vücudun günlük C vitamini ihtiyacının % 15 ini karşılar. 100 gr. kerevizde 2 mgr. A vitamini, 15 mgr. C vitamini, 4 mgr. kalsiyum, 10 mgr. potasyum ve 2 mgr. demir bulunur. İki orta boy kerevizde sadece 20 kalori vardır.

 

Son yıllarda yapılan araştırmalar kerevizin kanserden yüksek tansiyona, gripten kolesterole kadar her türlü hastalığa karşı savaştığını ortaya çıkarmıştır.

 

Amerika da yapılan deneylerde, kerevizin içindeki kimyasal maddelerin vücudun bağışıklık sistemini güçlendirdiği, canlılarda tümör oluşumunu önlediği ve tümör oluşum riskini % 38 ile % 50 oranında azalttığı gözlemlenmiştir.

 

Her gün kereviz yiyen ya da kereviz suyu içen hastaların tansiyonunun düştüğü ve kan basıncının dengelendiği görülür. Vücudun kaybettiği suyu yenilemenin en iyi yolu kereviz suyu içmektir. Kereviz suyu aynı zamanda stresi azaltır, uykusuzluğa iyi gelir ve baş ağrılarını engeller.

 

Diyet yapanlar için de faydalı olan kereviz suyu, tatlı ihtiyacını engeller. Sindirim sistemi ve böbrekleri dengeli çalıştırır. İyi çiğnenerek yenen kerevizler mideyi güçlendirir. Yorgunluğa ve iştahsızlığa iyi gelir.

 

Nelere faydası vardır?

 

- Cinsel gücü arttırır ve cinsel isteği kamçılar

- İç salgı bezlerini, özellikle böbrek üstü bezlerini çalıştırır

- Sinir yorgunluğunu engeller

- Kanı pisliklerden temizler

- Akneleri geçirici ve cildi temizleyici özelliği vardır

- Böbrek taşı ve kumunun kolay düşürülmesini sağlar

- Diyet uygulayanların zayıflamasını kolaylaştırır

- Unutkanlığa iyi gelir

- İdrarı söker

- Kan ve süt yapar

- Karaciğeri temizler

- Yüksek tansiyona iyi gelir

- Romatizmayı tedavi edici etkisi vardır

- Uykusuzluğu giderir

- Baş ağrılarını geçirir

- Mideyi güçlendirir

 

Nasıl kullanılır?

 

Sofrada: Tohumu öğütülür. Çorba, köri, güveç ve turşulara kullanılır, tuzsuz rejimlerde tuz yerine bu tohum uygulanabilir. Yaprağı salataya doğranabilir, bunun dışında yemeklere de katılabilir. Sebze çorbası ve güveçlere, ateşten alınmadan 3 dakika önce eklenebilir.

 

Sağlık için: Tohumu kaynatılarak özü çıkarılır ve içilir. Sinirleri yatıştırıcıdır ve midedeki fazla gazı çıkarmaya yardımcı olur. Yaprağı çay gibi demlenerek içilir. İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

Kerevizin Faydaları

Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: "Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor."

Bitkinin körpe yaprakları, güneşsiz ve havadar bir yerde kurutularak havanda ezilip toz haline getirilir ve bazı yiyeceklere, çeşni vermesi için serpilir. Bitkinin tohumları da kurutulup ezilerek kereviz tuzu olarak bazı yiyeceklere katılır. Tuzsuz rejimlerde sofra tuzu yerine kullanılır.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. sap ya da yaprak kerevizin besin değerleri şöyledir: 17 kalori; 0,9 gr. protein; 3,9 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,6 gr. lif; 29 mgr. fosfor; 39 mgr. kalsiyum; 0,3 mgr. demir; 126 mgr. sodyum; 341 mgr. potasyum: 240 IU A vitamini; 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,03 mgr. B2 vitamini; 0.3 mgr. B3 vitamini: 0,06 mgr. B6 vitamini; 8 mcgr. folik asit; 9 mgr. C vitamini ve 0,5 mgr. E vitamini.

100 gr. kök kerevizin yukarıdakilerden farklı besin değerleri şunlardır: 40 kalori; 1,8 gr. protein; 8,5 gr. karbonhidrat; 100 mgr. sodyum ve 300 mgr. potasyum.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan önemli besin değerlerinin yanı sıra, kerevizin sağlığımıza yararlı etkileri bitkiyi şifalı (tıbbi) otlardan saydıracak kadar çoktur. Bunları da şöyle özetleyebiliriz:

o Güçlü bir idrar söktürücüdür: içerdiği apiol adlı maddeyle idrar yollarını ve kanı temizler. Bedende şikâyetlere neden olan bazı durumlara (sözgelişi, eklemlerdeki gut hastalığı gibi) iyi gelir.

o Sinirleri yatıştırıcı etkisi vardır. Aşırı sinirlilik durumunu yok eder.

o Bedene yararlı diğer etkileri de şunlardır: Uyarıcıdır. Bedeni güçlendirici toniktir. Gaz söktürücüdür. iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

o Çok eski çağlardan beri, kerevizin cinsel gücü artırıcı (afrodizyak) etkileri bulunduğu ileri sürülegelmiştir.

Bu etkileri sağlamak üzere, kereviz, yemeklerde ve salatalarda bolca tüketilir. Ya da piyasadan satın alınan kurutulmuş kereviz tohumlarından 1-2 tatlı kaşığının üzerine bir bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

 

Kereviz Bitkisi: Oldukça besleyici bir sebze olan kereviz A, B ve C vitaminleri ile başta fosfor olmak üzere çinko, bakır, mangan ve selenyum minerallerini içerir. Besin değeri ve faydası bakımından Allah�ın bir lütfü olan bu bitki pek çok hastalığa iyi gelir.

Kerevizin Faydaları: Uyarıcıdır. Kandaki stresi hormonlarını azaltır ve sinir yorgunluğunu giderir. Vücudu kuvvetlendirir. Cinsel gücü ve isteği arttırır, iktidarsızlığı giderir. İştah açıcıdır. Ağız kokusunu giderir. Öksürüğü keser. Kanı temizler. Karaciğer şişliğini ve sarılığı giderir. Sivilceleri azaltır. Gaz söktürücüdür. Böbrek kumunun ve taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Yüksek tansiyon, şeker ve prostat hastalarına faydalıdır. Hipertansiyonu ve kolesterolü düşürür. Mideyi kuvvetlendirir. Ağrıları giderir. Cilde tazelik ve parlaklık verir. Unutkanlığa karşı faydalıdır. Anne sütünü arttırır. Romatizma ve gut şikâyetlerini azaltır.

Kereviz nasıl kullanılır? Kerevizin sapı, yaprağı ve kökü kullanılır. Kereviz yemeği ve salatası yapılabileceği gibi tohumu da kullanılır. Kaynatılıp suyu içilirse fazla salgılanan mide asidine ve idrar zorluğuna iyi gelir. Kereviz kaynatılırken suyuna limon ilave edilirse gaz yapması önlenir. Kereviz tohumu adet kanamalarını tetikleyici etkisi nedeniyle adet düzensizliği çekenler için faydalı olabilir.

 

Vitaminler, mineral tuzlar ve diğer besleyici maddeler yönünden zengin bir bitki olan kereviz, kök ve yaprakları makbul bir sebze olarak bolca tüketilir. Kerevizin körpe yaprakları kurutulup ezilerek bazı yemeklere çeşni vermesi için katılır. İçerdiği minerallerden başka, % 2–3 oranında apiol adlı uçucu yağı içeren tohumları, öğütülüp kereviz tuzu olarak bazı yiyeceklere katılır. Tuzsuz rejimlerde sofra tuzu yerine kullanılır.

 

*Kereviz ağız kokusunu giderir, öksürüğü keser.

*Karaciğer şişliğini ve sarılığı gideren kereviz, Şeker ve prostat hastalarına da faydalıdır.

*Kereviz unutkanlığa karşı faydalıdır.

*Kereviz anne sütünü arttırır, bedeni güçlendirici toniktir.

*Sivilceleri azaltan kereviz, cilde tazelik ve parlaklık verir.

*Hipertansiyonu ve kolesterolü düşürür.

*Kereviz kolesterol içermez, yağ içermez. Bol lifli bir sebzedir.

*A ve B vitaminleri ile demir ve magnezyum gibi minerallerce zengindir. Böbrek kumunun ve taşlarının dökülmesine yardımcı olur.

*Kanı temizler, sinirleri sakinleştirir.

*Kereviz siyatik, romatizma, baş ağrıları, kan dolaşımı ve gut hastalığı için iyidir.

*Kerevizin yaprakları mideye çok faydalıdır. İç salgı bezlerini özellikle böbrek üstü bezlerini çalıştırır.

*Uyarıcıdır.

*İdrar söktürücüdür, içerdiği apiol adlı madde nedeniyle idrar yollarını da temizler.

*Gaz söktürücü olan kereviz, iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır.

*Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor

 

KEREVİZ

Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”

 

Yapısında A, B, C vitaminleri, başta fosfor olmak üzere çeşitli madensel tuzlar ve bitki özü bulunan kereviz organizmayı besleyen zengin bir sebzedir.

Eski Fransa'da yaygın olan şöyle bir özlü söz vardı: "Eğer her insan kerevizin faydalarını bilse Paris'ten Roma'ya kadar, yollara düşüp her yerde kereviz arardı."

Hekimlerin babası Hipokrat hastalanna şunu öneriyordu: "Altüst olmuş sinirleriniz için kereviz, besininiz ve ilacınız olsun."

Şair Homer "İlyada" adlı destanında Achille'in bu bitkiyi saçlarina sık sık sürdüğünü ve Achille'in saçlarinın bu yüzden gür olduğunu yazar.

Ortaçağ'ın ünlü hekimlerinden Sainte Mildegarde ona, her derde deva, evrensel bir ilaç gözüyle bakıyordu.

Eski çağlann bu yararlı besinini Avrupa ancak 16. yüzyıldan sonra öğrenmeye başladı. Ve bu besin hala bir çok ünlü hekimler, beslenme uzmanlan ve doğa bilimciler tarafından çeşitli hastalıklara karşı ilaç olarak öneriliyor.

Yararları:
* Böbrek hastalıklanna, mesane yolundaki yangılara, böbrek ve mesane kumlan-na, taşlarına karşı etkili bir doğal ilaçtır.
* Gut hastalığının ve romatizmanın iyileşmesini kolaylaştınr.
* Midenin daha iyi çalışmasını sağlar.
* İştah açar ve organizmanın vitamin ve madensel tuz gereksinimlerini karşılar.
* çevre kirliliğinden dolayı zehirlenenlere karşı panzehirdir, kanı zehirli artıklardan temizler.
* Zayıflamak isteyenler bol bol kereviz yesinler, hem tok tutar, hem de rejim sırasında organizmayı madensel tuzlar ve vitaminler yönünden destekler.
* Cinsel gücü arttırır.

Nasıl Alacaksınız?
1. Kerevizi yeşil yapraklarıyla birlikte alın. Yeşil yapraklan baş ve gövdesinden daha çok vitamin ve madensel tuzlar taşır.
Kereviz satın alırken sağlıklı yaprakları olan sağlam, körpe kerevizleri seçin. Sapının ezik, çürümüş olmamasına dikkat edin. Kerevizleri buzdolabında, yıkanmamış olarak ve plastik torbalar içinde 2 haftaya kadar taze olarak koruyabilirsiniz.



Nasıl koruyacağız?
Fazla bekletildiğinde besin değerini yitirir. Buzdolabmızda ya da bir başka yerde kerevizi saklarken baş aşağı koymayın. Aksi takdirde o güzelim yeşil yapraklan çürür. Besin değerini yitirir. Kerevizi en iyi koruma şekli, onu, yapraklan yukan gelecek şekilde suyun içine koymaktır.

Nasıl yiyeceksiniz?
1. Kökü toprakta olan bir besindir. Bu yüzden de mikroplu sularla ve kimyasal artıklarla çok temastadır. İyice soyduktan sonra aynca bir kaç kez yıkayın.
2. Tencereye ince dilimler halinde doğrayın, daha kolay pişer.
3. Kerevizin suyunu gaz yapar diye atmayın. Bir limonu dilim dilim doğrayın. Bu limon gazını alır.
4. Şayet suyunu kullanmak istemiyorsanız onun saçlannız için iyi bir şampuan olduğunu ve kepekleri önlediğini unutmayın.

Faydalı Bilgiler:
1. Kereviz A,B,C vitaminleri, fosfor, demir ve iyot yönünden zengindir, tüketeceğiniz kadar alın, buzdolabında fazla bekletmeyin.
2. Pişirirken tencerenin kapağını sık sık açmayın.

 

 

 


KAŞARLI MANTAR

6/1/2010

Kaşarlı mantar

Romatizma ve üremi olanlar yememelidir.Tarifin altındaki bölümde bu konu hakkında açıklama var

 

Basit bir yemek ama harika bir tad, özellikle mantarın suyu


Mantarlar güzelce yıkanır

sapları kopartılır

bir kaseye koyduğumuz zeytinyağına mantarları batırıp tepsiye diziyoruz

üzerlerine rendelenmiş kaşarları koyup saplarınıda aralara serpiştiriyoruz

fırına veriyoruz kaşarlar eriyip kızarana kadar bekletiyoruz,

 

Bu kadar, afiyet olsun

 

MANTARLAR HAKKINDA

MANTAR: Tüm dünyada onbinlerce çeşidi bulunan mantar protein ve demir açısından çok zengindir. Ayrıca mantarda A, B, D, P ve K vitaminleri ile kalsiyum, potasyum, fosfor ve bakır mineralleri de bulunur.

Mantarın Faydaları: İçerdiği Protein değeri sayesinde etin yerini tutar. Bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci arttırır. Göze ve vücuda kuvvet verir. Bedensel ve zihinsel gelişimi destekler. Öğrenme yeteneğini arttırır. Yorgunluğu giderir.

Bol miktarda demir minerali içeren mantar, kansızlığa iyi gelir.

Kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp ve damar hastalıları ile kalp krizine karşı koruyucu etki gösterir.

Mantar Nasıl Kullanılır? Protein değeri yüksek bir besin olmakla birlikte yağ oranı düşük olduğu için mantar diyetlerde sıklıkla kullanılır. Mantar lezzetli ve besleyici bir besin olmakla birlikte zehirli pek çok türü olduğu için yabani mantar uzman kişiler tarafından toplanmalı ve dikkatli tüketilmelidir. Bu nedenle kültür mantarlarını tercih etmek daha sağlıklı olur. Ayrıca, mantar vücutta üre asidi bıraktığı için Romatizmalılara tavsiye edilmez.

------------------------------------------------------------------------

Kalp sağlığına mantar dopingi

Bazı kişiler mantarların hiçbir besleyici özelliği olmadığına inanır. Fakat çorba, salata, sandviç veya her neyin içinde olursa olsun bu lezzetli mantarlar kalbiniz için çok önemlidir.

Beliniz ince kalır
Mantar; buğday tohumu ve tavuk ciğerinde de bol miktarda bulunan 'ergothioneine' bakımından çok zengin bir kaynaktır. Bu madde, beyaz mantarlarda ve etli 'Portobello' mantarında bol miktarda bulunur. Bir porsiyonu yaklaşık 22 kalori olan Portobello mantarı; zengin miktarda magnezyum da içerir. Ayrıca bu mantarlar atardamarlarınızın genç ve bel bölgenizin ince kalmasına da yardımcı olur. Fareler üzerinde yapılan bir araştırma ise; beyaz mantarların doğal öldürücü hücrelerin üretimini artırdığını gösterdi. Buradaki iyi haber şu; eğer aynı durum insanlarda da geçerli olursa, bu tür hücreler tümörlere ve virüslü hücrelere karşı savaşırlar. Ayrıca her şey bir yana; bu mantarlar çok da lezzetlidir...


PROF. DR. MEHMET ÖZ

---------------------------------------------------------------------

MANTAR ETİN YERİNİ TUTAMAZ

Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Acar, ''şehir efsanesi olmuş'' konulardan birisinin de mantarın ''kırmızı ete denktir'' şeklindeki inanış olduğunu belirterek, ''Böyle bir şey asla yok. Mantar faydalı bir gıdadır fakat asla etin, proteinin yerini tutmaz, bu nedenle Ramazan ayı dışında beyaz et ürünleri ağırlıklı olması şartıyla yeterince tüketmeliyiz'' dedi.

Acar, vücudun proteine ihtiyacının bulunduğunu ancak oruçlu iken bu miktarı diğer günlere oranla aza indirmek gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

''Mantar faydalı bir gıdadır, fakat asla etin, proteinin yerini tutmaz. Bu nedenle ramazan ayı dışında beyaz et ürünleri ağırlıklı olması şartıyla yeterince tüketmeliyiz. Aksi takdirde iki yönlü riski vardır; birincisi ürat miktarı fazladır, ikincisi de üre miktarı fazladır, bol bol su içeceğiz. İftardan sahura kadar günde en az 2-3 litre su içeceğiz ki; böbrekler susuz kalmasın.''

Kültür mantarında yeteri kadar protein olmadığını, birinci sınıf gıda olarak adlandırılan süt, süt ürünleri, et, et ürünlerindeki proteinin diğer gıda maddelerde bulunmadığını anlatan Prof. Dr. Acar, ''Yumurta, süt, et bunlar temel birinci sınıf protein içeren gıdalardır. Ne bitkilerdeki protein, ne kültür mantarındaki protein buna eşdeğer asla olamaz'' diye konuştu.

 

-''MÜKEMMEL BİR BESİN KAYNAĞI''-
    
     Son dönemde yapılan araştırmalarla, mantarın mükemmel bir besin kaynağı olduğunun tespit edildiğini bildiren Prof. Dr. Öztürk, şunları kaydetti:
     ''Özellikle de yağ oranının yok denecek kadar az ancak bunun yanında insan vücudu için gerekli temel maddelerden protein, karbonhidrat, mineral ve vitamin bakımından zengin olması, mantarı diyet ürünü olarak ön plana çıkarmıştır. Yemekte eti sevmeyenler, yerine mantar kullanabilir. Sağlıksız beslenmenin arttığı günümüzde, mantar karşımızda ciddi bir besin alternatifi olarak durmaktadır. Ancak şehirde yaşayanlar için mantar tüketiminde dikkat edilmesi gereken en önemli şey, özellikle semt pazarlarında açıkta dökme şeklinde satılanlar yerine, etiketli ambalajlı ürünlerin tercih edilmesidir. Yoksa pazarlarda açıkta satılan mantarlarla ilgili karşılaşılacak sorunlarda muhatap bulunamayacaktır.'

 

 

Selenyum ve potasyum zengini başta göğüs olmak üzere pek çok kansere karşı koruduğunu ve zengin bir içeriğe sahip olduğunu söyleniyor
“Selenyum, vitamin B2, potasyum, pantetonik asit, bakır, niasin ve fosfor kaynağı olan mantar, kanserin yanı sıra astım, romatizma ve kalp hastalıklarına da yatkınlığı azaltır”

Hafıza için birebir

Günde 1 kase mantar tüketiminin migren ağrılarını da azalttığını söyleyen Yiğit, çinkodan zengin olan mantarın, bağışıklık sistemini güçlendirme, yara iyileştirme ve sağlıklı hücre bölünmesi gibi etkileri olduğunu vurguluyor:

“Niasinden zengin olan mantar türlerinin Alzheimer ve yaşa bağlı bilişsel becerilerin azalmasını önlediği, ve güçlü bir antioksidan olduğu çalışmalarla kanıtlandı.”

 

TAVUK CİĞER SAÇ KAVURMA

10/6/2009
TAVUK CİĞER SAÇ KAVURMA

Hpim4861

Malzemelerimiz

2 paket ciğer
3 domates, 3biber, iki taze soğan
1 patlıcan
tuz,baharat

Hpim4857
ciğerlerimizi yıkayıp kuşbaşı doğruyoruz, yıkayıp bir kenarda süzülmeye bırakıyoruz
Hpim4858
bu arada saça biraz yağ koyup minik minik doğradığımız patlıcan ve biberi koyup biraz karıştırıyoruz, sonra küp doğradımız domatesleri ilave ediyoruz
kavrulana kadar karıştırıyoruz
Hpim4859
en son tavuk ciğerlerini ilave ediyoruz, tuzunu baharatını katıp
ciğerleri pişiriyoruz

afiyet olsun

TAVUK DOLMASI

5/6/2009
TAVUK  DOLMASI

Hpim4855

MALZEMELER
1 Adet tavuk
1 bardak pirinç
yağ, su, tuz

tavuğun üzerinde kalan küçük tüycükler ocakta  ütülenerek yok edilir
yıkanır, temizlenir
tavuk haşlanır, suyunu pilavda kullanacağız
bir bardak pirinç az yağda biraz kavuruyoruz
Hpim4849
kavurduğumuz pirince bir su bardağı tavuk suyu döküp pilavımızı pişiriyoruz
Hpim4850
pişen pilavı haşlamış olduğumuz tavuğun içine dolduruyoruz
Hpim4851
ve fırına veriyoruz, iyice kızarana kadar pişiriyoruz
Hpim4854
afiyet olsun

FIRINDA ALABALIK

4/6/2009
ALABALIK FIRINDA

Hpim4748

MALZEMELERİMİZ
yeteri kadar alabalık
domates, biber, kuru soğan, maydanoz, biraz sıvı yağ, tuz
Hpim4743
önce alabalıklarımızı temizleyip yıkıyoruz
toprak çanakların dibine hafif sıvı yağla yapışmamaları için yağlıyoruz
aslında balıkları dilimlememek gerekiyor ama çanaklarımız küçük olduğundan dilimlemek zorunda kaldım
yuvarlak kestiğimiz soğanları dibe döşüyoruz
üzerine balıklarımızı koyuyoruz
maydanoz, domates ve biberlerimizi koyduktan sonra
en üstlerine küçük parça tereyağ koyuyoruz
tuzunu serpeleyip
fırına veriyoruz

çok lezzetliler
Hpim4744

afiyet olsun


Alabalığı tanıyalım

Alabalığın püf noktaları:
En lezzetli tatlı su balığı olup derisi pulsuzdur.
Kılçığının azlığı ve karın boşluğunun küçüklüğü sebebi ile eti boldur.
Temizlenmesi sırasında derinin kazınmamasına, kafasının koparılmamasına ve şeklinin bozulmamasına özen gösterilir.
Alabalığın pişiriminin hiçbir çeşidinde limon kullanılmaz.
Alabalık, temizleme ve pişirme sırasında koku yapmaz ve koku bırakmaz.

B-D vitaminleri ile iyot ve fosfor bakımından zengin.

Halk arasında doğadaki haliyle vahşi alabalığın; göz ülseri, kırık-çıkık, siyatik ve kemik ağrılarına faydalı olduğu bilinmektedir.


alaba­lıklarda iyot zenginliği vardır.

NEDEN ALABALIK
En lezzetli tatli su baligi olan alabalik "A" ve "D" vitaminleri ile iyot ve fosfor bakimindan oldukca zengindir. ince derili pulsuz, karın boslugunun kuçuklugu, kilçiginin azlığı nedeniy  bol etli bin baliktir. Dünyanin en güzel akarsu boylarına sahip Anadolu'muzdaki tatli sularda yetisen alabalik Anadolumuz insaninca, sevilerek tuketilmesinin yanı sira, romatizmal agrilar, adale agrıları, felç  gibi hastalıklara da iyi geldigine inanilmaktadir. Alabaligin sirke ile yikanarak pisirildiginde beyin damarlarına iyi geldigi söylenmekte, diger taraftan da yag dokusunda bulunan omega-3 ile kalp dostu oldugu tüm dünya bilim adamlarınca teyit edilmektedir.
üc tarafi denizlerle cevrili ulkemizde alternatif beyaz et urunu olan balik. deniz kirliligi ve bilincsizce yapilan avlanmalar sonucunda mutfaklarda zor bulunur, lüks bir yiyecegi haline gelmisken. insanlara besin kaynagi olmanin yani sira bir ç0k hastalıga da çare olarak kültürümüze yerleşmiş olan alabalik insanoglunun bir kez daha imdadına yetismistir. Giderek artan uretimle birlikte ALABALIK yavas yavas şehirlere ve daha geniş kitlelerin sofralanna ulaşmaya basladi. Luks lokantalann monulerinde yer almaya baslayan alabalik Türk aşçıların elinde şekillendi ve kendine ozgu alabalik yemekleri ortaya gikti
Bugün ise dünyada kültüre alinan en eski balik türlerinden olan alabalik, insan beslenmesinde en kaliteli ve kiymetli protein kaynaklan arasmda hak ettigi yeri almislir.
Çesitli Etlerin Yenebilen 100 gramlannin sagladigi Enerji ve Besin Degerleri

                      Enerji Protein   Yag       Ca        Fe                 A     B1         B2    Niasin mg
SIGIR       240       18.70   18.20    8.00     2.60      0.00   0.06     0.16    4.30
KOYUN    267       17.00   21.00    7.00    2.20      0.00    0.10    0.20    2.00
TAVUK    149       19.00    8.00    15.00   1.50       0.00    0.08   0.16      9.00
BALIK      149       19.00     8.00    50.00  1.10  100.00    0.10   0.20      3.00

Alabalik
Sindirimi kolaydir. Vitamin ve mineral deposudur. icerdigi Omeg-3 serbest yag asidi ile kalp dostudur. Kollestrolu dusurur, kanda istenmeyen asit miktarmi dusurur. Kalp hastalarmin tedevi surecinde onerilen besin maddesidir. 125 gramlik alabalik eti gunluk protein miktarmi karsilar.
Alabalik uretiminde ve yetiştirilmesinde birç0k faktorün onem tasimasina ragmen bunlarm arasinda ekolojik ve evrensel faktorler ilk sirayi almaktadir. Alabalik yavrularmin yumurtadan cikarak sofralik boya gelmelerinde çevre koşullarma bağli olarak yaklaşik 8 aylik bir süreye gereksinim duyulmaktadir. Bu sure icinde tamamen doğal kaynaklardan hazirlanan yemler ile beslenen alabalik insan beslenmesi icin onemli bir protein kaynağidir. Zengin amino asit ve vitamin muhtevasinın yanisira icerdigi fosfor, kalsiyum mineralleri ve az yagh et yapisiyla alabalik, bir gastronomi balığı olarak da bilinmektedir.

ADZIRST

3/6/2009
ADZIRST

Hpim4894
Adzırst bir abaza yiyeceğidir, Annem bizdeyken ve pazarda da  taze kişniş bulmuşken yapıverelim dedik.

Malzemelerimiz

250 gram kadar yoğurt (ahırçı)
Hpim4864
bir avuç kadar  kişniş (ahusha)
Hpim4879
üç tane yeşil soğan (acımşi)
Hpim4889
iki adet biber (pırpıl)

Hpim4893
kişnişi ince ince kıyıyoruz,
soğanları yeşil kısımları ile birlikte çok ince kıyıyoruz
biberleri parpullayıp kabuklarını soyup ince ince doğruyoruz
acılı seviyorsanız pırpılçıka yarım kaşık kadar koyabilirsiniz
eğer pırpılçıka koyacak isek önce pırpılçıka yedire yedire yoğurt ile karıştırılır

sonra diğer malzeme hep birlikte yoğurda konup karıştırılır

eğer dilerseniz löp pişirilmiş bir yumurtayı uzunlamasına bir kaç parçaya bölüp karıştırmadan koyabilirsiniz, gelenekte böyle bir sunum vardır.

afiyet olsun


yemeğimizin ana malzemesi olan kişnişi tanıyalım

KİŞNİŞ, AŞOTU, KİNZİ
Kişnişin en önemli özelliği, vücutta biriken ağır metallerin atılmasını sağlaması. Büyük şehir yaşamında hepimizin vücut dokularında biriken civa gibi ağır metaller, kişniş kürü ile atılabiliyormuş.
Tam da bu yüzden hamileler tarafından kullanılmaması gerekiyormuş. Çünkü dokulardaki ağır metaller dolaşım sistemine çıkınca bebeğe geçebiliyormuş.

Latince ismi : Coriandrum sativum

Diğer Adları Aşotu, Kişnişotu

Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu Akdeniz havzası olup günümüzde birçok yerde ve ülkemizde yabani bitki ya da kültür bitkisi olarak yetişmektedir. 60 cm"ye kadar boylanabilen biryıllık otsu bitkidir. Gövdesi yuvarlak kesitli, boylamasına oluklar halinde çizgili, soluk yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Bitkinin alt ve üst bölümündeki yaprakları farklı görünüşte olur. Alt yaprakları maydanoz bitkisininkilere benzer.

 

Hafif tüylü, tuhaf ve pek de hoş olmayan koku taşırlar. Bitkinin üst kesimindeki yaprakları ip gibi ince ama düzgün kesimli ve gene hoş olmayan keskin ve tuhaf kokulu olurlar. Yaz başı ile ortası arasında gevşek şemsiyeler oluşturarak açan, beyaz ya da pembemsi açık mor renkli küçük çiçekleri olgunlaşınca, 2-7 mm. çapında yuvarlak, açık kahverengi tohum kılıfını taşıyan kokulu, kuru meyvelere dönüşür. Bol güneşli yerleri, bitek ve hafif topraklan seven kişniş bitkisi, tohumları sonbaharda ekilerek çoğaltılır. Ancak, çapraz döllenmeyle bitkinin yozlaşması meydana geleceğinden, rezeneden uzak yerlere ekilmesine dikkat edilmelidir.

 

Kişnişin tohumunu taşıyan meyvesinde nişasta, tanen, şekerler, sabit ve uçucu yağlar bulunur. Uçucu yağında yüksek oranda coriandrol ile düşük oranda geraniol, borneol, pinen, phelladron ve asetik asit vardır.

Kişniş tohumlan pastacılıkta, baharat olarak bazı çorba ile yemeklerin hazırlanmasında, içki endüstrisinde ve kişniş şekerinin yapımında kullanılır. Bazı yerlerde bitkinin körpe yaprakları salata ve güveçte pişen yemeklere katılır. Gövde ve kökü de sebze gibi pişirilip yenir.

 

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Eski Mısır papirüsleri, Çince ve Sanskritçe metinlerde ve hatta İncil"de sağlığa yararlı etkilerinden övgüyle söz edilen kişnişin, tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

• Kişniş tohumları içerdiği yağlarla mideyi uyarır; iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır ve hazımsızlığa iyi gelir.
• Aynı nedenle mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Aniden başlayan mide ve karın ağrılarını bastırır.
• Özellikle çocuklarda diyareyi kesici etkiler yapar.
• Hafif yatıştırıcı etkisi vardır.

 

Kişnişin bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin çiçek şemsiyeleri yaz sonunda alınır ve tohumlarının olgunlaşması için gölgeli ve havadar yerde bir süre itekletilir. Sonra şemsiyeler başasağı edilerek bir kağıdın üzerine sallanır ve dökülen tohumlan toplanır. Bunlardan ya da piyasadan alınan kişniş tohumlarından 1 tatlı kaşığı kadarı biraz ezilerek 1 bardak kaynar suya dökülür. Kabın üzeri sıkıca kapatılarak 5 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüzyon, yemeklerden önce birer bardak olarak içilir. Aynı etkilerinden yararlanmak için, tohumları yemeklerden önce ağızda çiğnenebilir.

 

• Kişniş antiseptik (mikrop kırıcı) etkiler de taşır. Bu etkisinden yararlanmak için yukarıda tarifi verilen infüzyon, akne ya da yaraların üzerine uygulanır

 

Kişniş, Koriander, Coriandrum sativum
 

Familyası: Maydanozgillerden, Doldengeweaechse, Apiaceae


Drugları: Kişniş tohumu (meyvesi): coriandri fructus
              Kişniş yağı (eteryağı): coriandri aetheroleum


Kişniş tohumu çay, baharat ve natürel ilaç yapımında ve kişniş tohumundan eldeedilne eter yağı aroma tedavisinde ve de baharat olarak kullanılır.

  Kişniş maydanozgillerin bir alt grubu olan coriandrealardan olup, bu grupta sadece iki tür mevcuttur. Bunlar yabani ve kültür kişnişi diye ikiye ayrılır. Kültür kişnişide Türk ve Rus kişnişi olarak ikiye ayrılır ve her ikisi de coriandrum sativum’un alt türüdür.

Bu türden Rus kişnişi küçük tohumlu: coriandrumsativum var.

 

microcarpum ve Türk kişnişi: coriandrum sativum var. macrocarpum (var. vulgare) diye anılır. Kişnişin MÖ: 1500 yüzyılında Mısırlılar tarafından kullanıldığı ve yine 2. yüzyılda Çinliler tarafından kullanıldığı belgelenmektedir.

Vatanının doğu Akdeniz ülkeleri: Mısır, Suriye, Flistin ve Türkiye olduğu ve buradan Avrupa’nın batısından Çinin doğusuna kadar yayılmıştır. Günümüzde başta Türkiye, Fas, Japonya, ADB, Hindistan, Çin, Arjantin, Macaristan ve Balkan ülkelerinde yetiştirilir.

 

Botanik: Kişniş 30-80 cm boyunda genellikle bir yıllık bir bitkidir, fakat iki yıllık olan alt türleri de mevcuttur. Kökleri iğ şeklinde, bitkinin tamamı kendine has bir kokuya sahiptir ve bu kokuda tahtakurusunun pis kokusuna benzer.

Alt yaprakları uzun saplı üç parça kenarları kertikli ve parçalar kalp şeklindedir. Orta ve üstteki yapraklar gövdeye oturmuştur ve ortadaki yapraklar önce üç sonra tekrar üçe ayrılırken, en üsteki yapraklar iplik gibi incedir.

Çiçeklerinden 10-20 tanesi topluca bir arada şemsiyecik oluşturur ve kenardaki çiçeklerin ters yumurta şeklinde beyaz veya pembe renkte her bir çiçek 3-5 taç yaprağa sahiptir ve ortada taç yaprağı olmayan çiçekler pemepe renklidir. Şiemisyecikleruzun bir sapla kendisi gibi 3-5 adet şemsiyeceğin bir araya gelmesi ile geriden şemsiye şeklinde çiçek demetleri oluşturur.

Meyveleri sarımsı, küre şeklinde, üzerinde 8-10 adet yay şeklinde çıkıntılar  vardır ve yayalar boydan boya uzanır. Dış kabuğun içinde iki ayrı parça karşılıklı bulunur ve Rus kişnişi 1,5-3 mm ve Türk kişnişi 3-5 mm çapındadır.

 

Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Konya, Burdur Isparta yörelerinde yaygın olarak yetiştirilir.

 

Hasat zamanı: Meyveleri farklı zamanlarda yani Ağustostan Eylüle kadar olgunlaştığından, önce olgunlaşanlar toplanır, sonra beli bir süre sonra tekrar olgunlaşan meyveleri toplanır ve hasat böyle devam eder. Şayet olgunlaşan  meyvelerin yanında olgunlaşmamış meyvelerde toplanırsa bu sonradan iyice kurutulsa da kötü bir koku yayar.

 

Araştırmalar: ABD’nin New York şehrinde iki ilim adamı Prof. Dr. Med. Omura ve Dr. Klinghardt taze kişnişin salata şeklinde yenmesi halinde dişlerdeki zehirli dolgu maddesi civanın sebep olduğu hücre zehirlenmesini önlediği tespit edilmiştir. (Nhk.01.00.44)

 

Kullanılması:

a-) Üniversite kliniklerinde insanlar üzerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapılmıştır ve buna göre taze kişniş dişlerdeki amalgamın içerdiği cıva zehirlenmesine karşı etkilidir. Fakat bu araştırma yeterlimidir?

b-) Komisyon E’nin 18.09.1986 tarihli ve 173 nolu monografi bildirisine göre kişniş tohumunun sindirim zafiyeti ve iştahsızlığa karşı kullanılabileceği beyan edilmiştir.

c-) Aroma tedavisinde  kişniş yağı başta şişkinlik, hazımsızlık, kramplar ve iştahsızlığa karşı kullanılır.

d-) Halk arasında kişniş şişkinlik (gaz), hazımsızlık ve kramp başta olmak üzere mide-bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Bu rahatsızlıklara karşı kişniş, kimyon, anason, rezene ve kakule gibi bitki tohumları ile birlikte kullanılır ise daha etkili olur.

Çay: İki tatlı kaşığı kişniş (kişniş tohumu sade kişniş diye anılır) hafif ezilerek demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dakika demlemeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir.

Yan tesiri: Bilinen bir yan tesiri yoktur, fakat eter yağının çok sert olması nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır

 

Nelere faydası vardır?

- Cinsel gücü arttırır ve cinsel arzuyu kamçılar
- Sinirleri yatıştırır
- İştah açıcı etkisi vardır
- Gaz söktürücüdür
- Tansiyonu düşürür
- Baş dönmesini giderir

 

Nasıl kullanılır?

Tohumu: Domates turşusu, sosis, köriler ve elmalı çöreklerde kullanılır. Ezilmemiş tohumu çorba ve sebze yemeklerine katılır. Suda kaynatılarak çayı yapılır. Tohumu ayrıca güzel kokusu sayesinde potbori tabaklarında kullanılabilir.

Yaprağı: Körpe alt yaprakları güveç, salata ve soslara eklenir.

Gövdesi: Fasulye ve çorbalarla birlikte pişirilir

Kökü: Taze kökü sebze gibi pişirilip yenilir

Tozu: Toz halindeki kişniş bal veya şekerle karıştırılarak kullanılır


Kişniş: Çin maydanozu!


Kişniş: Çin maydanozu!

Kişniş Japonya’ya yaklaşık 700 yıl önce ilk getirildiğinde insanlar sert aromasından nefret etmişler. Fakat zamanla bu otun seveni çoğalmış, insanlar değerini anlamışlar, anladıkça kendi kişnişlerini yetiştirmeye, kişnişi edebiyata dökmeye başlamışlar ve son nokta olarak Tokyo’da bir kişniş restoranı bile açılmış. Sloganları ise kişnişe olan sevgilerini açıklıyor: “Kişniş barışı seven insanlar tarafından sevilen bir bitkidir.” Bu restoranda mönüdeki her yemek kişniş eklenerek yapılıyor; antrelerden tatlılara kadar. Kişnişli dondurma, kişnişli kurabiyeler ya da otlu, kişnişli pilav örneğin. Haftada yaklaşık 10 kilo kişniş kullanıldığı söyleniyor bu lokantada.
Besin değerlerine gelecek olursak eğer, 100 gram kişnişte yaklaşık olarak 20 kalori, 4 gr karbonhidrat, 0,5 gr yağ, 2 gr protein var ve yaklaşık 2/3’si A ve C vitamininden oluşuyor.
Kişniş güneybatı Asya ve Afrika bölgesi kökenli bir bitki. Tüysüz ve yumuşaktır, 50 cm’ye kadar uzar. Beyaz ya da uçuk pembe çiçekleri ve 3 ila 5 mm çapındaki yuvarlak kuru meyveleriyle benzerlerinden ayrılabilir. İngilizce coriander, Fransızca coriandre olarak adlandırılan kişnişin isim kökeni Yunanca’dan gelir. Kuzey Amerika’da ise Çin maydanozu anlamına gelen Chinese parsley olarak bilinir.
Bitkinin her yeri kullanılabiliyor da olsa yemek yaparken en çok taze yaprakları ve kuru tohumları rağbet görür. Ortadoğu, Akdeniz ülkeleri, Güney Asya, Meksika, Latin Amerika, Çin ve Afrika mutfaklarının vazgeçilmezlerindendir. Chutney adı verilen Hintlilerin acı sosunun, garam masala yani Hint baharatlarından yapılan karışımın, Meksika’nın salsa ve avokadodan yapılan guacamole soslarının önemli bir malzemesidir. Rendelenmiş yaprakları ise pişmiş yemeklerin üzerine süsleme amacıyla serpiştirilir. Pişirmenin ısısıyla, kurutulduklarında ya da dondurulduklarında yapraklar aromalarını kaybettiklerinden taze olarak kullanılırlar. Yalnızca bazı Hint ve Asya yemeklerinde bol miktarda yaprak, aromanın hafifletilmesi amacıyla pişirilerek tüketilir.
Kişnişin tadı birçok insana ilk başta itici gelir. Yapraklarının ekşimsi ve güçlü aromasına alışmak biraz zaman alabilir. Daha önceleri Osmanlı ve Avrupa mutfağında da önemli bir yere sahip olmasına karşın zamanla kullanımı azaldı, yalnızca yabancı mutfak yemekleriyle tüketilir hale geldi. Avrupa’da buna tek istisna, kişnişten hiçbir dönemde vazgeçememiş olan güney Portekiz halkı ile sosis yapımında kullanan Almanlardır.

Osmanlı’da kişniş
Osmanlı mutfağında kişniş ise, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan Bağdadi’nin yazdıkları ve Şirvani’nin derlediği ve eklediği tariflerden öğrenilen belgelere göre, 16. yüzyılda yemeklerde sıklıkla kullanılmıştır. Koyun eti, balkabağı, damlasakızı, tarçın, taze ve kuru kişnişle hazırlanan kabak büranisi; nohut, koyun but eti, patlıcan, kıyma, gülsuyu ile yapılan Medfune, kişnişle hazırlanan örneklerin sadece bazıları.
Türk mutfağındaki kişnişle ilgili istisna ise, dünden bugüne sofralarımızdan eksik etmediğimiz çerkeztavuğudur.
Tohuma benzeyen meyveleri bir çeşit baharat olarak sınıflandırılır. Çiğnendiğinde limonumsu ekşilikte bir aroma verir. Taze olarak tüketilebilse de genellikle kurutulmuş hali makbuldür. Ayrıca tıpkı diğer baharatlarda da olduğu gibi kişniş tohumlarını toz halinde saklamak aromalarının zamanla kaybolmasını sağlayacağından, ancak ihtiyaç oldukça dövmek daha doğru olur. En iyi aromayı almak için tanecikleri hava almayacak şekilde, güneşten ve ısıdan uzak saklamak gerekir. Hint halkı bu tohumları kavurarak çerez niyetine de tüketir. Bir diğer yandan, birtakım biralarda, özellikle de Belçika’nın buğday biralarında gene kişniş tohumları kullanılır. Böylece bu biralara limonumsu bir karakter kazandırılır.
Bilinmesi gereken en önemli nokta ise yapraklar ve tohumların birbirlerinin yerine geçemeyeceğidir. Aromaları birbirlerinden farklı olmakla birlikte, kişniş yapraklarının tadı birçok kişi tarafından sabuna benzetilir. Eğer kendiniz yetiştirmeye karar verirseniz tohumları ilkbaharın başında ekin, güneş gören bir yerde büyümeye bırakın. Yeterli miktarda yaprak çıkmaya başladığında toplayıp afiyetle tüketin. Ve şaşırmayın, yaz geldiğinde bitkiniz çiçek açacak, en güzel meyvelerini verecek.


patates böceğini kaçırıcı etkisi Tokat Ziraat fakültesinde bir tez ile tespit edilmişti. Tarlanın etrafına kişniş ekiyorsunuz ve patates böceği zararlısı etkili olamıyor.


Kisnis [Coriandrum sativum] Kibrista, tazesi salatalarda, kullanilir, zeytin ekmege katik yapilir ve golyandro diye bilinir. Kurumus tohumlari ise dovulerek, kirilmis yesil yeztin[ bu zeytinin adi Kibrista cakizdezdir] icerisine sarmisak ve zeytin yagi ile eklenir, cok guzel bir tat ve lezzeti olur.

Burada ise uzak dogu mutfaginin vaz gecilmez bir parcasidir. Cin, Taylant, Viyetnam ve Hidistan mutfaginda cokca kullanilir. Kokunden, sapindan yapragindan ve tohumundan yararlanip yemeklerine guzel bir aroma veriyorlar.

Kişniş şekeri, likör yapımı, pastacılık ve eczacılıkta kullanılır.

KİŞNİŞ

Orjinal Adı :Coriandrum sativum

Diğer Adları: Aşotu, Kişnişotu

Bilgi :Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu Akdeniz havzası olup günümüzde birçok yerde ve ülkemizde yabani bitki ya da kültür bitkisi olarak yetişmektedir. 60 cm”ye kadar boylanabilen biryıllık otsu bitkidir. Gövdesi yuvarlak kesitli, boylamasına oluklar halinde çizgili, soluk yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Bitkinin alt ve üst bölümündeki yaprakları farklı görünüşte olur. Alt yaprakları maydanoz bitkisininkilere benzer. Hafif tüylü, tuhaf ve pek de hoş olmayan koku taşırlar. Bitkinin üst kesimindeki yaprakları ip gibi ince ama düzgün kesimli ve gene hoş olmayan keskin ve tuhaf kokulu olurlar. Yaz başı ile ortası arasında gevşek şemsiyeler oluşturarak açan, beyaz ya da pembemsi açık mor renkli küçük çiçekleri olgunlaşınca, 2-7 mm. çapında yuvarlak, açık kahverengi tohum kılıfını taşıyan kokulu, kuru meyvelere dönüşür. Bol güneşli yerleri, bitek ve hafif topraklan seven kişniş bitkisi, tohumları sonbaharda ekilerek çoğaltılır. Ancak, çapraz döllenmeyle bitkinin yozlaşması meydana geleceğinden, rezeneden uzak yerlere ekilmesine dikkat edilmelidir.

Kişnişin tohumunu taşıyan meyvesinde nişasta, tanen, şekerler, sabit ve uçucu yağlar bulunur. Uçucu yağında yüksek oranda coriandrol ile düşük oranda geraniol, borneol, pinen, phelladron ve asetik asit vardır.

Kişniş tohumlan pastacılıkta, baharat olarak bazı çorba ile yemeklerin hazırlanmasında, içki endüstrisinde ve kişniş şekerinin yapımında kullanılır. Bazı yerlerde bitkinin körpe yaprakları salata ve güveçte pişen yemeklere katılır. Gövde ve kökü de sebze gibi pişirilip yenir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı Eski Mısır papirüsleri, Çince ve Sanskritçe metinlerde ve hatta İncil”de sağlığa yararlı etkilerinden övgüyle söz edilen kişnişin, tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

• Kişniş tohumları içerdiği yağlarla mideyi uyarır; iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır ve hazımsızlığa iyi gelir.

• Aynı nedenle mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.

• Aniden başlayan mide ve karın ağrılarını bastırır.

• Özellikle çocuklarda diyareyi kesici etkiler yapar.

  Hafif yatıştırıcı etkisi vardır.

Kişnişin bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin çiçek şemsiyeleri yaz sonunda alınır ve tohumlarının olgunlaşması için gölgeli ve havadar yerde bir süre itekletilir. Sonra şemsiyeler başasağı edilerek bir kağıdın üzerine sallanır ve dökülen tohumlan toplanır. Bunlardan ya da piyasadan alınan kişniş tohumlarından 1 tatlı kaşığı kadarı biraz ezilerek 1 bardak kaynar suya dökülür. Kabın üzeri sıkıca kapatılarak 5 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüzyon, yemeklerden önce birer bardak olarak içilir. Aynı etkilerinden yararlanmak için, tohumları yemeklerden önce ağızda çiğnenebilir.

• Kişniş antiseptik (mikrop kırıcı) etkiler de taşır. Bu etkisinden yararlanmak için yukarıda tarifi verilen infüzyon, akne ya da yaraların üzerine uygulanır

salamurası yapılıyormuş

1-asotunu iyice dograyıp sıvıyagda kavuruyor,sonra tuz ekledi,kavanoza koydu.soguyunca kapagını kapattım,derin dondurucuya koydum,ihtiyac olunca kaşıkla alıp kullanıyorum.ben böyle muhafaza ediyorum
2-küçük küçük doğrayıp akşamdan bol kaya tuzuna yatırıyosun ertesi gün çıkan suyuyla beraber kavanoza basıyorsun buzdolabında saklanıyormuş. kullanacağın zaman çok iyi yıkıyorsun tuzunun gitmesi için.
3-İyice ayıklanıp kavanozlara sıkı sıkıya iri tuzla basılıyor..Limon tuzu değil sofra tuzuda değil.İri tane tane bir tuz kayatuzu galiba.İşte kavanoza bu aşotunu birkaç ot bir fiske tuzla iyicene basıyorlar.Bir tutam aşotunu iyice yıkayıp tuzundan arındırıpta çorbamıza koyuyoruz yoksa çok tuzlu olur

YUMURTALI BALIK OTU

2/6/2009
BALIKOTU

Hpim4749

MALZEMELERİMİZ

1 kilo kadar balık otu
1 soğan
5 yumurta
tereyağ,tuz

Balık otlarını temizleyip, iyice yıkıyoruz
yaklaşık bir cm uzunluğunda ince ince doğruyoruz
balık otlarının üzerine çıkacak kadar su koyup haşlıyoruz
biraz yumuşayınca süzüyoruz

bir tencereye yağ koyup, çenttiğimiz soğanları kavurarak öldürüyoruz
sonra haşlayıp süzdüğümüz balık otlarını biraz kavuruyoruz
üzerine beş yumurtayı kırıp karıştırıyoruz, yumurtalarda piştikten sonra
servis yapıyoruz

afiyet olsun

pek çok adı olan bu bitkiyi biraz tanıyalım, bu haftadan sonra biraz zor bulunur artık.

HODAN, KALDİRİK, BALIKOTU, İSPİT
http://www.agaclar.net/forum/attachment.php?attachmentid=9505&stc=1&d=1176893312
Orjinal Adı Borago officinalis
Diğer Adları: Zembil çiçeği, Ispıt, Kaldirik, Zılbırık
Bilgi :
Hodangiller familyasının örnek bitkisidir. Anayurdu Doğu Akdeniz havzası olup ülkemizde Kuzey ve Batı Anadolu bölgelerinde yabani olarak yetişmektedir. 30-75 cm. boylanabilen, biryıllık otsu bitkidir. Yuvarlak kesitli, içi boş ve sert gövdesi beyaz sert tüylerle kaplı olup dallara ayrılan yapıdadır. Koyu gri-yeşil ve biraz buruşuk yüzeyli yaprakları gövdesi gibi tüylerle kaplı, oval biçimli ve almaşık dizilişlidir. Beş köşeli yıldız oluşturan mor-mavi (kimi zaman pembe ve nadiren beyaz) renkli taçyaprakları ve siyah erkeklik organı olan çiçekleri, salkımlar halinde aşağı doğru sarkarak ilkbaharda ve yazın açarlar. Kumlu hafif toprakları ve bol güneşli yerleri seven hodan, döktüğü tohumlarıyla çoğalır. Ancak bazı yerlerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.

Hodan bitkisi sapinin, yapışkan bitki sıvısı, tanen, esanslar ve çeşitli mineraller içerir. Körpe yaprakları salata, peynir ve diğer bazı yiyeceklere katılır. Bazı yerlerde sebze olarak yenir. Balarılarının beslenmesine çok yararlı olur.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı:
Yabani hodan tıbbi yönden, kültürü yapılanlara oranla daha fazla etkilidir. Bitkinin çok çeşitlilik gösteren tıbbi etkilerini ve bundan yararlanma yöntemlerini şöylece sıralayabiliriz:

• Soğuk algınlığı ve gribe karşı etkilidir.
• Terletici ve ateş düşürücüdür.
• Solunum yollan hastalıklarına iyi gelir. Öksürüğü keser. Balgam söktürür. Akciğer zarı yangılarını (satlıcan) azaltır.
• İdrar söktürücüdür. Kanı temizler.
• Bebek emziren annelerde süt gelişini artırır.
• Adrenalin bezeleri için iyi bir güçlendirici toniktir. Özellikle kortizon ve steroidle yapılan tedavilerden sonra hodan alınması bünyeye iyi gelir.
• Uzun yıllardan beri geleneksel kullanımıyla, cesareti artırır. Sinirsel gerginlikleri en aza indirger. Streslere karşı bünyede direnç sağlar.


Bütün böyle durumlar için hodanın çiçek açtığı zamanlarda kuru bir günde yaprak ve çiçekleri toplanır. Yırtık ve bozuk yaprakları seçilerek atılır. Kalanları yaprak-çiçek karışımı yapılarak gölgede kurutulur. Karışımdan 2 tatlı kaşığı alınıp, üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika demlendirilerek infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

• Hodan yara ve yanıklara iyi gelir. Bunun için yapraklarıyla yara lapası yapılır ve dıştan uygulanır.
• Kuru ve duyarlı ciltlere iyi gelir. Cildi yumuşatır. Bunun için yukarıda tarifi verilen infüzyon dıştan uygulanır.
• Mineral yönünden zengin olan hodan, tuzsuz diyetlerde salata ve yemeklere katılan körpe yapraklarıyla, bedenin tuz eksiğini tamamlar.



  • KIRIM NOGAY TATAR
  • YEMEKLERİ İÇİN TIKLAYIN
  • ip bazında geovisite
    geovisite sayfa bazında counter
    counter
    ZİYARETÇİ DEFTERİ

    Blogcu ile yapıldı