Çayın zararları - İÇECEKLER 18BUÇUK

Çayın faydaları 
ve zararları

Çay öyle bir konuki bir sayfa yetmedi zararları ve yararları için 18 buçukuncu sayfayı açmak zorunda kaldım

36215 Her gün 3 fincan çay kalbi koruyor  çayın faydası çayın kalbe faydası

Günde 3 fincan çay içen kadınların kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski oldukça düşük.

Günde 3 fincan çay içmek kadınlarda kalp hastalıklarını önlüyor. Fakat erkekler için aynı etkiyi yapmıyor. Fransız bilim insanlarının 73 yaşlarında 2 bin 613 erkek ve 3 bin 984 erkek üzerinde yaptığı araştırma ilginç sonuçları ortaya koydu. Günde 3 fincan çay içen kadınların kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskinin oldukça düşük olduğu saptanırken, erkeklerde ise böyle bir farka rastlanmadı. Uzmanlar günde 2 ya da 3 fincan çay içen kadınların kolestrol seviyelerinin de düştüğünü belirtti. Uzmanlar çayın erkeklerde niçin böyle bir fayda sağlamadığını ise tespit edemediklerini kaydetti.

ÖSTROJEN HORMONU

DİKKATLİ OLUN

Uzmanlar çay yaprağında kemik sağlığı için çok önemli bir etken olan östrojen hormonunun bulunduğunu bunun da kadınlar üzerinde daha etkili olduğunu ifade etti. Araştırmacılar çayı yemek ve kahvaltıyla birlikte içilmemesi ( HAYDAAA) konusunda uyarırken, yemekten en az 1 saat önce ya da sonra içmek gerektiğini kaydetti. Aksi takdirde çay, vücudun demir emilimini engelliyor. Daha önce yapılan araştırmalarda da yeşil çayın kalp krizinden erken ölümleri dörtte bir oranında azalttığı saptanmıştı.

Uzmanlar çayın, tiryakileri için 5 duyu organına hitap ettiğini belirtiyor ve  rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini ileri sürüyor.

Çeşitli kaynaklardan derlenen bilgilere göre, çayın faydaları şöyle sıralanıyor:

caysimitkt Çayın faydaları zararları Saç bakımından ayak kokusuna kadar birçok faydası var ancak siz yine de fazla kaçırmayın

Saçı şampuanla yıkadıktan sonra, son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın.

Ayağınız kokuyorsa, ılık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.

Boğaz ağrılarında posaları süzülüp soğuyan dem boğaz ağrılarında gargara olarak kullanılır.

Cildiniz yağlıysa banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun, balsam vazifesi görür.

Derinizdeki yaraların temizlenmesi için çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etkisi göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.

Eliniz balık ya da soğan kokuyorsa, elinizi demli çayla yıkayın.

Gözünüz çapak yapıyorsa, kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızın üstüne koyun.

Yemek yerken dilinizi ısırdıysanız yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz 9 yerine 3 günde iyileşecektir.

Buzdolabınız koku yapıyorsa demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır.’

ÇAYIN FAYDALARI KADAR, FAZLA İÇİLDİĞİNDE ZARARLARI DA VAR

Uzmanlar, çay haddinden fazla içilecek olursa, ‘Çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluğa sebep verir” diyerek, ”Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmelidirler’ uyarısında bulunuyor.

Ülkemizde oldukça fazla tüketilen siyah çay, faydaları ve zararları ile yine gündemde. Son günlerde açıklanan araştırma sonuçlarına göre, günde iki bardak çay tüketmek, kalp krizi ile ölüm riskini oldukça azaltıyor. Araştırmacılar, bu şaşırtıcı sonuç karşısında çayın daha iyi incelenmesi gerektiğini söyleyerek siyah ve yeşil çayda kalbi koruma özelliğine sahip maddeler bulunabileceğini tahmin ettiklerini söylediler. Söz konusu çalışma, 13 Mayıs’ta Amerikan Kalp Birliği Dergisi’nde yayınlandı.

Çalışmayı yöneten Dr. Kenneth Mukamal, sonuçların beklediğinden çok daha şaşırtıcı olduğunu ve çay bitkisinin kalp sağlığı üzerindeki gerçek etkisinin, araştırma sonucundan daha az olması durumunda bile, kalp krizinden kurtulmak için hatırı sayılır bir fayda oluşturabileceğini savundu.

Çalışmada çay içenler ile çay içmeyenler arasında, kalp krizi sonrası ölüm oranları da araştırıldı. Araştırma sonuçlarına göre, çay tüketimi fazla olanlarda (Günde 2 veya daha fazla bardak), çay tüketmeyenlere oranla yüzde 44 daha az kalp krizi nedenli ölüm görülüyor. Bir haftada 14 bardaktan daha az çay tüketenler ise, hiç tüketmeyenlere oranla yüzde 28 daha az kalp krizi sonucunda ölümle karşılaşıyorlar.

Bu geniş kapsamlı araştırmada, araştırmacılar kalp krizinden sonra hayatta kalan bin 900 kişinin, kalp rahatsızlıklarından önceki çay tüketimlerini not alıp bu kişileri 4 yıl boyunca izlemeye devam edecekler. Araştırmaya katılmış olan doktorlar; denek olarak alınan kişilerin yeni bir kalp krizine ya da kalp rahatsızlıklarına daha yatkın olan, yüksek risk grubundaki insanlardan seçildiğini belirtiyorlar.

Araştırmacılar ‘Flavonoidler’in (Bitkilerden elde edilen, besinlerde doğal olarak bulunan antidoksidanlar) kan damarlarını genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını daha kolay sağladığını ve böylece kalbi doğal yoldan korumanın mümkün olabildiğini söylüyorlar. Ayrıca ‘Flavonoidler’in, LDL kolesterolünün daha kötü bir kolesterol haline dönüşmesini önleyebileceğine dair kanıtlar da bulduklarını belirtiyorlar.

Doktorlar araştırmaların henüz bitmediğine dikkati çekerek, fazla çay tüketimini henüz tavsiye etmemekle birlikte, kalp krizi geçirmiş olan ve çaydaki kafeinden endişe edenlerin bu konuda korkmasına gerek olmadığını iddia ediyorlar. Araştırma yapılırken hastalara ne tür çay (Kafeinli, kafeinsiz) tükettikleri ile ilgili soru sorulmadı. Araştırmacılar tüketilen çayın kafeinli ya da kafeinsiz oluşunun, ortaya çıkan bu olumlu sonucu değiştireceğini düşünmüyorlar.

Uzmanlar bütün bitki çaylarının farklı özellikler taşıdığını ve bu önemli etkiyi hepsinin oluşturamayacağını savunuyor. Yeşil ve siyah çaydaki kimyasal bileşimin de birbirinden farklı olduğu ve bu nedenle farklı faydalar sağlayabileceği ileri sürülüyor.

zamanlama uygun olursa hafızaya iyi, beyne iyiymiş
Singapur’daki araştırma günde bir bardak çay içmenin beyin fonksiyonlarının daha iyi çalışmasına yardımcı olduğunu, yaşlanmadan kaynaklanan hafıza bozukluklarının azalmasını sağladığını gösterdi.(yukarıdaki yazıda yemekle birlikte alındığında yiyeceklerden demir emilimini engellediği ve dolayısıyla hafızaya ters etki yapacağı yazılıyordu, zamanlamaya dikkat)  Bilim adamları çayın içinde bulunan kafeinde kahveden farklı olarak doğal bir protein olan ‘theanine’ bulunduğu ve bunun da beyne oldukça yararlı bir etki sağladığını söylüyor. Prof. Ng Tze Pin “Çay ucuz. Toksik madde içermiyor. Kolayca bulunup, tüketilebiliyor” dedi.

Amerikalılar hesaplamış Aldıkları kalorinin yüzde 21"i içeceklerden geliyor Yani sıvılar da obezite suçlusu Daha düne kadar suç payının yüzde 10 olduğu tahmin ediliyordu

ABD"deki yeni hesap üzerine hemen, uzmanlar paneline bir sağlıklı içecek piramiti hazırlatılıyor Lipton çaylarını üreten Unilever Sağlık Enstitüsü finanse ediyor çalışmayı ABD"nin önde gelen beslenme uzmanlarının hazırladığı piramit, sıvı tüketiminin kalori ve sağlık bilinciyle yapılmasını amaçlıyor Piramidin önemli bir mevkiine çay oturtuluyor Amerikalılara şimdi fincan fincan çay empoze ediliyor Çünkü sadece geçen yıl yayınlanan bin kadar araştırma, çayın alzheimer ve parkinson"dan kansere, kalp-damar hastalıkları, diyabet, kemik erimesi ve kolesterole karşı müthiş bir antioksidan olduğunu gösteriyor Şimdi yine Unilever finansmanıyla dört Türk uzman, sıvı piramidinin Türk versiyonunu hazırlıyor Tamamen bizim alışkanlıklarımıza göre Ve ellerinde önemli bir avantaj da var Bardak bardak çay deviriyor olmamız

Naftalinli kocakarı lakırdılarını çıkarın sandıktan Çünkü hepsi doğruymuş, çay gerçekten de her derde devaymış Sadece yeşili değil, bizim bardak bardak içtiğimiz kara çay da öyle Hele limonlusu Bir zamanlar C vitamininin sıcak suyla birleşmesi asla tavsiye edilmezken, şimdi bilimsel bir yenilik olarak limon da giriyor çayın içine Yani, şekerli içimi hariç, çay alışkanlığımız çok yerinde

Hani İngilizler, çayı kaynamış suyla fazla haşlayarak demliyorsunuz diyordu ya, bilim o konuya pek karışmıyor Peki İngiliz usulü sütlü çay? Hayır hiç tavsiye edilmiyor Çünkü süt, sindirimi geciktiriyor, lüzumsuz kalori oluşturuyor

Dünyada sudan sonra en çok içilen sıvının çay olduğu hesaplanıyor Siyah çayın da yeşili kadar antioksidan etkisi bulunuyor Bir de şarabın antioksidan etkisi vardı değil mi? Evet, 60 litre içince gayet iyi antioksidan oluyor Çayın ise günde beş fincanı yetiyor ABD"deki araştırmalarla ilgili küçük bir not; şarap içenler çay içmeyi pek sevmiyor Çayı daha çok, üst gelir grubundaki beyazlar (çoğunluğu kadın) içiyor Bunları Amerikan Tarım Bakanlığı"ndaki Dördüncü Uluslararası Çay ve İnsan Sağlığı Bilimsel Sempozyumu"nda öğreniyoruz Toplantıda Türkiye"den dört bilim adamı da var Prof Dr Ekrem Sezik, Prof Dr Sevinç Yücecan, Prof Dr Gülden Pekcan ve Prof Dr Tayfun Ersöz Unilever Sağlık Enstitüsü"nün sponsorluğundaki Türk tipi içecek piramidini onlar hazırlayacak Aynı Amerikan sıvı piramidini hazırlayan uzmanlar gibi bağımsız bir kurul sıfatıyla Türk tipi piramit, standart sıvı rehberi olacak

FARELERİN BEYNİ ÇAYLA TAZELENDİ

Neydi bizim kocakarı lakırdıları? Çay zihni açar, yüreği ferahlatır, harareti alır, hazmı kolaylaştırır vs

Bakanlıktaki toplantıda Japon"undan İsrailli"sine bilim adamlarını dinlerken, bakıyorum bilimsel çay literatürü bizim kocakarı jargonunun çevresinde dönüyor Farklı ülkelerden uzmanlar deney sonuçlarını açıklarken, çayın sindirime ve kilo kontrolüne faydasını, anksiyeteyi bastırdığını, iyi bir serinletici olduğunu da anlatıyorlar

New York Üniversitesi"nden nörolog Prof DrJohn Foxe, çayın içerdiği "teanin"in beyindeki etkisi sonucu dikkatin yoğunlaştığını söylüyor Teanin bir amino asit Yeşil, siyah ve oolong çay türlerinde bulunuyor Bu madde beyindeki alfa dalgalarını güçlendiriyor Alfa ritmi, zihnin daha uyanık ve soğukkanlı olmasını sağlıyor Yani teanin zihni açıyor

Dr Foxe ve ekibi, bir denek grubuna 250"şer mg teanin, bir gruba da plasebo verdikten sonra, teanin alan grupta konsantrasyonun arttığını tespit ediyor Çay içtikten 20 dakika sonra başlayan etki üç-dört saat sürüyor Teanin-kafein (tein) kombinasyonunda ise etki daha da fazla Bu durumda çay daha gevşetici olduğu için çay-kahve sinerjisi zihin için birebir Bir fincan çayda 20-25 mg teanin bulunuyor

Araştırmalar, meyve sebzelerin içerdiği flavonoid"in antioksidan mekanizmaları harekete geçirerek beyin sağlığı üzerinde etkili olduğunu gösteriyor Şimdi dünyanın dört bir yanından toplanan epidemiyolojik verilere göre de, çayın içerdiği flavonoid grubu "kateşin"ler yaşlanırken beyinlerimize destek çıkıyor

İsrailli DrSilvia Mandel"in 10 yıllık araştırma sonuçları yeşil çayın parkinson ve alzheimer"li farelere iyi geldiğini gösteriyor Parkinson"lu farelere her gün, iki-dört fincan yeşil çaya eş değerde saf EGCG (kateşin) veriliyor ve beyinde hücre ölümlerinin engellendiği görülüyor Alzheimer"li farelerde ise beyinde lezyonlara yol açan bileşimler azalıyor Dr Mandel"e göre EGCG beyindeki hücrelerin ölümünü engellemekle kalmıyor, hasar görmüş nöronları da kurtarıyor Oysa bugüne kadar, hasarlı beyin hücrelerinin onarımının mümkün olmadığı düşünülüyordu Şimdi geriye tek mesele kalıyor; acaba insanlar da fareler kadar şanslı mı? Bunu belirlemek için daha hayli araştırma gerekiyor

KALBE DE KANSERE DEİYİ GELİYOR

Kalp-damar hastalıklarıyla bazı kanser türlerinde ise çay içicilerin şanslı olduğu insan deneyleriyle tespit edilmiş durumda Günde üç fincan veya üzerinde çay içildiği zaman kalp hastalıkları, kalp krizi ve inme riski azalıyor Japonya"da 40 bin kişiyle yapılan çalışmaya göre, günde iki fincan yeşil çay içenlerde kalp-damar hastalıklarından ölüm riski erkeklerde yüzde 22, kadınlarda yüzde 33 oranında azalıyor Erkeklerdeki etki azlığının nedeni onların daha çok sigara içmesi

Birçok çalışmanın birlikte analizi sonucunda kalp krizi oluşma sıklığında yüzde 11 azalma hesaplanıyor Hollanda"daki bir çalışmanın sonucunda günde dört fincandan fazla çay içenlerde damar sertliği riskinin yüzde 69 oranında daha az görüldüğü saptanıyor

Çay, bazı kanser türlerinde risk azalmasını da sağlıyor Kuzey Carolina Üniversitesi"nin çalışmasına göre günde 25 fincan ve üzerinde çay tüketimi rektum kanseri riskini kadınlarda yüzde 60 oranında azaltıyor Kolon kanseri riski de yüzde 42 oranında düşüyor Prostat, akciğer, idrar yolları ve kadınlarda yumurtalık kanser riski de özellikle yeşil çay tüketimi ile azalıyor

Amerikan Tarım Bakanlığı"ndaki sempozyumda çayın yanı sıra meyve ve sebzelerin antioksidan etkisi de önemle vurgulanıyor ve kahve aralarında çay ile ananas, üzüm, kavun ikram ediliyor Deneyin, iyi gidiyor

Bilimsel çay sözlüğü

* Antioksidan: Hücrelere zarar veren serbest radikalleri etkisiz hale getirerek kansere ve erken yaşlanmaya neden olabilecek zincirleme reaksiyonları önleyen moleküller Çay, meyve ve sebze tüketmek gerekir

* Flavonoid: Çaydaki antioksidan maddenin adı

* Kateşin: Çay ile bazı meyve ve sebzelerde bulunan antioksidan etkili flavonoid grubu

* Tein: Diğer adıyla kafein Çayda, kahvenin yarısı kadar kafein bulunur Günde sekiz bardak çay, ihtiyaç duyulan kafeini karşılar

* Teanin: Sadece çayda bulunan amino asit Rahatlatır, konsantrasyon sağlar

Çay sudan daha yararlı!

Yapılan son araştırmalar günde birkaç fincan çay içmenin, bol miktarda su içmekten daha yararlı olduğunu ortaya koyuyor.

Avrupa Beslenme Kliniği'nde yapılan çalışmalar 'Çay vücutta su kaybına neden olur.' düşüncesini çürüttü.

Çay sadece vücudun suyunu tekrar geri kazanmasını sağlamıyor, aynı zamanda kalp krizi riskine ve bazı kanser türlerine karşı da koruma sağlıyor.

Uzmanlar çayda 'flavone' isimli P vitamini içeren bir maddenin bulunduğunu bu maddenin de sağlığa çok iyi geldiğini belirttiler.

sağlık kaynağı...

Hücrelerin zarar görmesini engelleyen birtakım antioksidanların birkaç tür bitki dışında sadece çayda bulunduğuna da dikkat çeken uzmanlar, günde üç veya dört fincan çayın kalp krizi riskini de azalttığını belirtiyorlar.

Bazı araştırmalar çayın kansere karşı da etkili olduğunu ortaya koyuyor. Diğer taraftan diş plaklarının oluşmasını engellemesi ve kemiklerin güçlendirmesine yardımcı olması da diğer yararları arasında yer alıyor...

Beslenme uzmanı Dr. Carrie Ruxton, 'Çay içmek su içmekten daha yararlı.' diyor ve ekliyor: ' Çayın vücuttaki su miktarını azalttığı düşüncesi tamamen geçmişten gelen yanlış bir inanış. Kafein üzerine bugüne kadar yapılan çalışmalar kafeinin vücutta su tutması konusunda hep olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmıştı. Ama içebileceğiniz en sert çay veya kahve bile vücudunuzun büyük oranda sıvı kazanmasını sağlar' diyor.

Çayın sadece anemi riski taşıyan kişilerde etkisi tam olarak bilinmiyor. Besinlerdeki demirin emilimini azalttığı için anemi hastaları için belki sorun yaratabilir. BU nedenle Doktorlar anemi hastalarına gün içindeki öğünlerin ardından çay içmelerini pek önermiyor.

Uzmanlar sağlıklı bir insanın günde 1.5 veya 2 litre civarında sıvı almasını öneriyor. Tabi ki bu miktarın bir kısmının çay olması koşuluyla...

Çay mı kahve mi? 

İngiltere'nin en önemli beslenme uzmanları, bir fincan çayın mı yoksa kahvenin mi daha yararlı olduğunu araştırdı. İşte, Bristol ve Loughborough Üniversiteleri profesörleri ile İngiliz beslenme uzmanlarının bu konudaki araştırmalarının sonuçları; okuyun, kararı siz verin...

BİR FİNCAN ÇAYIN YARARLARI:
1- Kalp krizini önler: Her gün içilecek sadece 4 fincan çay, kalp krizi riskini yüzde 40 oranında azaltır. Çünkü hemen her çay türünün içinde, "flavanoid" adı verilen özel bir maddenin içerdiği, C ve E vitaminlerinde de bol miktarda bulunan antioksidan bileşikler vardır.

2- Yaşlanmayı geciktirir: Aynı antioksidanlar, hücrelerin yaşlanmasını, kanser, damar tıkanıklığı ve Alzheimer hastalığının oluşumunu hızlandıran "serbest radikaller" adındaki maddelerin vücuda ve hücrelere etkisini azaltır.

3- Sakinleştirir: Çayda bulunan antioksidanları içeren "flavanoid" maddesi, vücudu rahatlatan ve sakinleştiren "Beta-bloklayıcı" maddelerle aynı etkiyi yaratır.

BİR FİNCAN ÇAYIN ZARARLARI:
Çayın bilinen tek zararı, vücudun besinlerden aldığı demir oranını azaltmasıdır. Bu nedenle eğer vejeteryansanız, yani et yemiyorsanız, demir içeren yiyeceklerle çay içmemeniz önerilir.

ÇAY TÜRLERİ VE KALORİLERİ:
1- Karaçay: Sütsüz içildiğinde kalorisi yoktur. Bağırsaklardaki bir tür zararlı bakteriye karşı da birebirdir.

2- Seylan çayı: Kalorisizdir. Antioksidanların en bol bulunduğu çay türlerindendir.

3- Papatya çayı: Kalorisizdir. Uykusuzluğa ve aşırı sinire karşı en yararlı çay türüdür.

4- Elma ve karanfil çayı: Kalorisizdir. Vücudun tazelenmesi için birebirdir. Uzun yolculuklar ve zor bir gece sonrası için önerilir.

BİR FİNCAN CAPPUCCINO'NUN YARARLARI:
1- Hafızayı güçlendirir: Kahve, daha çabuk düşünmeyi sağlar, hafızayı kuvvetlendirir. Çünkü içindeki kafein maddesi, beyni uyarır.

2- Trafik kazalarını önler: Uzmanlara göre birkaç fincan kahve, yorgunluğa ve aşırı uyku isteğine karşı bire birdir.

3- Yağları yakar: Spordan önce içilen iki fincan kahve ile kaslar enerjiyi daha ekonomik kullanır. Spora daha uzun süre dayanabilir ve daha çok kalori yakarsınız.

4- Böbrek taşını önler: Kahve böbreklerdeki dolaşımı kolaylaştırarak taş oluşumlarını engeller. Günde 3-4 fincan kahve, böbrek taşı riskini yüzde 10 azaltır.

Çayın ve Kahvenin Zararları, Çay İçmenin Zararı Varmıdır?

Çayda ve kahvede bulunan biyokimyasal açıdan et­kin maddelerden biri de kafeindir. Bir fincan demli çayda 50 mgr. bir fincan kahvede ise 100 mgr kadar kafein var­dır. Kafeinin etkileri 50 mgr'ın üstündeki dozlardan itiba­ren başlar, 250 mgr'ın üstündeki dozlar ise belirgin tesir­ler oluşturabilir.
Ruhi belirtiler: Endişe hali ve sinirlilik-uykusuzluk ve var olan psikiyatrik bozukluklarda kötüleşme.

Fiziki belirtiler: Çok miktarda işeme, ishal, karında ve gaz ve gürültü, sindirim bozukluğu, sarsaklık ve titre­me, migren ve başağrısı, kalp ritminde anormallik, hızlı kalp atışı, yüksek tansiyon.
Saydıklarımız fazla miktarda içildiğindendir. Yoksa astımda faydalı oldukları gibi, ağrı geçirici tesirleri vardır.

Çayın ayrı özellikleri vardır:

Çok sıcak çay, kahve içince yemek borusu ze­delenebilir mi?

Tabi, şüphesiz. Besinleri ağızdan mideye indiren yemek borusunun içini döşeyen incecik zar bu durumda şiddetle yanabilir. Çok sıcak olan çoğu besin, yutulmadan önce, ağızda uygun, elverişli bir duruma getirilir. Çok sı­cak olan içeceklerin de elverişli duruma getirilmelerini ağızdaki koruyucu mekanizmadan beklemek, çok şey iste­mek olur. Çok sıcak bir sıvı almakla ağız mukozasında da şiddetli yanıklar olabilir.

 Siyah çay vücutta insülin etkisi yapıyor

İskoçya Dundee Üniversitesi Nörobilimler Enstitüsü’nden Dr. Graham Rena başkanlığında yürütülen bir çalışma, siyah çayda bulunan taflavin ve tearubijin bileşiklerinin, insülin benzeri bir etkiye sahip olduğunu ortaya çıkardı. Vücut hücrelerinin insüline direnç göstermesi sonucu ortaya çıkan diyabet hastalığının, kan şekerinin düzenlenmesinde önemli yere sahip olan insülinin görevini gören bu bileşikler sayesinde, kontrol edilebileceği belirtildi. İnsanların diyabet tedavisi için çok fazla siyah çay içmelerinin doğru olmadığını belirten Rena, bu konuda daha çok araştırmaya ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.

 

AMAN YEŞİL ÇAYA DİKKAT
Yeşil çay tüketimi bebeğin kalbinin açıklığını kapatıp, hayatını tehlikeye sokuyor.

Türkiye'de 12 bin bebek doğuştan kalp hastalığı riski taşıyor. Doç. Dr. Arda Saygılı, bu hastalıkların tanısının anne karnından itibaren konulabildiğini belirterek uyardı: Anneler hamilelik döneminde yeşil çay içmemeli. Çünkü yeşil çay tüketimi bebeğin kalbinin açıklığını kapatıp, hayatını tehlikeye sokuyor.

12 bin bebek risk taşıyor
Acıbadem Sağlık Grubu Pediatrik Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Arda Saygılı, 12 bin bebeğin kalp hastalığı riski taşıdığını söyledi. Saygılı, doğumsal kalp hastalıklarının tanı ve tedavisiyle ilgili merak edilenleri açıkladı.

Düşük tecrübesi yaşamış anne adaylarının çocukları kalp sağlığı açısından riskli midir?
Yapılan araştırmalara göre, doğumsal malformasyonlar (kusur, sakatlık) içinde majör anormalliklerin üçte birini kalp hastalıkları oluşturuyor. Bebeklerin çoğu, bu problemler nedeniyle anne karnında kaybediliyor. Düşük yapmış annelerin yeni gebeliklerinde doğumsal kalp anomalisi riski yüksek. Doğuştan kalp hastalıklarının tanınması için gebeliğin 14-16. haftasında fetal ekokardiyografi yapılmalıdır.

Tüp bebekler daha riskli

Tüp bebeklerde doğumsal kalp hastalığı riski var mıdır?
Tüp bebeklerde doğal gelişim sürecine tam uyulmadığından risk, normal gebelere göre 2 kat fazla. Annede risk faktörü olmasa da, tüp bebek yöntemiyle olan gebeliğin dikkatle takip edilmesi gerekiyor.

Riskli gebelikler nasıl izleniyor?
Eğer kalpte bir sorun varsa, 14-16'ıncı haftada transvajinal fetal ekokardiyografi ile bunu görebiliyoruz. Riskli gebeliklerin yüzde 67'sinde majör kalp hastalığı vardır. Hastalığı saptadığımızda kadın doğum ve genetik uzmanıyla diğer anomalileri saptar, amniyosentez gibi tetkikler yaparız. Hastalıkla ilgili yol haritası oluştururuz.

Anne karnında sorun olunca ne yapılıyor?
Bebeğin kalp ritmi çok hızlı ya da yavaşsa bazı ilaçları anne karnında verip, kalp atışlarını düzenliyoruz. Kalbin etrafını çevreleyen zarda su birikmesi varsa, anne karnı boşaltılabiliyor. Anne karnındaki bebeğin şah damarında ya da akciğerine giden damarda darlık varsa ve kalp boşluğu gelişemiyorsa balonla açılıyor.

Gazlı içeçekler tehlikeli!

Her bebeğe ekokardiyografi çektirmek gerekiyor mu?
Fizik muayeneyi takiben bebeklere bir çocuk kardiyoloji uzmanı tarafından ekokardiyografi ve ekg çekilmeli. Türkiye'de artık ekokardiyografi ve ekg çektirilmesinin lüks olmaması gerekir. Ayrıca ailesel kolesterol, hipertansiyon, obezite gibi risk faktörleri de varsa, risk analizi yapılmalı çünkü kalp sağlığı çocukluktan başlar. Anneler hamilelik döneminde gazlı içecekler yerine bitkisel çayları tüketebilir. Ancak yeni araştırmalara göre, yeşil çayı hamilelikte tüketmek, bebeğin kalp yetmezliğine girmesine yol açabiliyor.

Yeşil çay bebeğe ne şekilde zarar veriyor?
Kalpte doğal ilk açıklık, delik var. Bunlar bebek doğduktan sonra hemen kapanmaya başlıyor. Normalde bir ay içinde kapanıyor ama bazen bu süreç bir yıla kadar uzuyor. Duktus denilen açıklık çok önemli. Bu, anne karnında kapanırsa bebeğin hayatını tehdit ediyor. Hamilelik sırasında kadınlardan, 'non steroid antienflamatuar' denilen ağrı kesici ilaçları almamalarını istiyoruz. Çünkü bunlar doğrudan bebeğin kalbini etkiliyor, bebeğin duktus açıklığını kapatabiliyor. Aynı şekilde yeşil çay içmek, anne karnında duktusu kapatıp bebeğin hayatını tehlikeye sokuyor. Çünkü yeşil çayda, antienflamatuar maddeler var. Aşırı üzüm suyu içmenin de benzer etkisi var.

Çayı kimler buldu?

Binlerce yıl önce Çin’in ilk imparatorlarından Shen Yung çay bitkisinin tesadüfen sıcak suya düşmesine şahit olur. Bunun büyüsüne kapılır ve sürekli çay içer. Avrupa çayla 1600’lü yıllarda tanışır.

Günde ne kadar çay içiyoruz?

Lipton Ürün Müdürü Zeynep Dikeç’in verdiği bilgiye göre Türkiye’de çay, sudan sonra en çok tüketilen ikinci içecek. Nüfusun yüzde 96’sı her gün çay içiyor. Türkiye’deki pazarın yüzde 83,8’ini demleme çaylar oluşturuyor.

Peki günde kaç bardak çay içmek ideal?

Orta demde 10 bardak çay içebilirsiniz. Ama daha fazlası kabızlık yapar.

Çayın beyazı olur mu?

Schiller Chiemsee Genel Müdürü Alp Güven hafif ve yumuşak içimli beyaz çayın Çin’in Minjiang Nehri’nin verimli sularıyla beslenen Fujian Dağları’nın durgun ikliminde yetiştiğini söylüyor. Kafein miktarı düşük bir çay, meyvemsi tadı var. Nadir olduğu için fiyatı pahalı. Şöyle söyleyelim; pek çok şeyin çok ucuza satıldığı Çin’de beyaz çayın kilosu 150 dolar. Türkiye’de Schiller Chiemsee ve Lipton’da bulabilirsiniz. Bu çayın kanserden koruduğu, damar sertliğine iyi geldiği belirtiliyor.

Bitki ya da meyve çayı açık satın alınabilir mi?

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada ‘Açıkta satılan bitkilere güvenilmez’ diyerek şöyle devam ediyor? ‘Kesinlikle satın almayın. Gerçek bitki olmayabilir, zehirleyebilir. Ya etkisiz ya da zararlıdır. Örneğin açıkta satın aldığı papatya çayından zehirlenen var. Bitki sağlıklı koşullarda mı yetiştirildi? Yol kenarından toplanmış olabilir. Egzozdan çıkan kurşun olabilir, nasıl kurutuldu bu da önemli.’

Çay yararı nedir, kimler içmeli?

Siyah çay kafein nedeniyle enerji sağlar, antioksidandır vücudun yaşlanmasını önler. Ayrıca şekersiz içilmesi kaydıyla diş çürümesini engeller. Enerji nedeniyle kalp tansiyon ve mide hastalarına içmesi önerilmez.

Yeşil çayın antioksidan etkisi siyah çaya göre daha yüksek. Ayrıca yağ yakıcı etkisi var. En önemli özelliği ise antikanser etkisi. Çin’de yapılan araştırmaya göre yeşil çay içenler arasında meme ve pankreas kanserinde yüzde 50’ye var daha azalma tespit edilmiş. Uzmanlar hamilelerin yeşil çay içmesini uygun görmüyor.

Peki hangi bitki çayı neye yararlı?

Erdem Yeşilada ‘Bitki çayıyla tedavi olmaz, bazı şeylere yardımcı olur’ diyerek bitkilerin özelliklerini şöyle sıralıyor:

Ihlamur: Soğuk algınlığını geçiremezsin ama iltihap giderici özelliği var ve şikayetleri azaltır.

Ekinezya: Etkili bileşenleri suda çözülmez. Çay olarak kullanılmaz.

Papatya: Sakinleştiriyor.

Yasemin: Etkisi yok, keyif çayı.

Zencefil: İltihap giderici. Safra söktürür, hazmı kolaylaştırır. Safra taşı olanlarda ve safra kesesi olmayanlarda ağrı yapar. Hamileler günde en fazla bir bardak içebilir.

Tarçın çayı: Şeker düşürücü etkiye sahip.

Meyve çayları: Aromalı keyif çayı.

Nane çayı: Tıbbi nane sindirimi kolaylaştırır.

Rezene: Sindirimi kolaylaştırır, gazı giderir.

Form çayları gerçekten zayıflatıyor mu?

Bu sorunun yanıtını yine Prof. Dr. Erdem Yeşilada veriyor: ‘Form çaylarına güvenmem. Vücuttaki sıvıyı attırmaya yarar. Kadınlar tonlarca krem alıyor antiaging için sonra zayıflama çayıyla vücuttaki suyu atıyor. Dibi delik bir havuzu doldurmaya çalışmak gibi bir şey. Kimse içmemeli. 7-8 günden fazla bağırsak yumuşatıcı kullanılmaz çünkü kolon kanserine davetiye çıkarabilir. Bu çaylar da böyle bir tehlikeye sahip.’

Çayı süt ilave ederek mi içmeli yoksa limonla mı?

Prof. Dr. Erdem Yeşilada kesinlikle uyarıyor: ‘Sütle çay içilmez.’ Neden? ‘Sütlü çay hazmı en zor besinlerden biridir. Sütte protein, çaydaki içindeki maddelerle birleştiğinde protein kompleksi meydana getiriyor’ diyor. Yeşilada çayı limonla içmenin zararı olmadığını söylüyor.

Earl Grey sadece çay adı mı?

Bergamot aromalı çay türü olarak tanıdığımız Earl Grey aslında İngiltere başbakanı. 1830-34 yılları arasında İngiltere’de Başbakanlık yapan Earl Grey’in bu çayı diplomatik bir hediye olarak aldığı rivayet edilir. Nasıl bir diplomatik hediye diye sorarsanız; Grey’in adamları bir Çinli’nin oğlunu boğulmaktan kurtarınca onlara Çinliler tarafından çay hediye edildi. Earl Grey bu çayı o kadar beğendi ki çay tüccarı Twinings şirketinden buna benzer bir çay hazırlamasını istedi. Böylece Earl Grey ortaya çıktı.

İFTARDAN SONRA HEMEN ÇAY İÇME

Dr. Ender Saraç, iftar yemeğinin ardından dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

SİGARA YAKMAYIN: Yemeklerden hemen sonra içilen bir sigaranın normal zamanda içilen sigaradan daha zararlı olduğu yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.

HEMEN ÇAY İÇMEYİN: Çay yapraklarındaki asitli madde proteinin hazmını zorlaştırır.

TOK KARINLA BANYO YAPMAYIN: Normal zamanlarda da yemeklerden hemen sonra banyo yapmamak gerekir. Banyo yaptığımızda vücuttaki kan dolaşımı hızlanır. Mide çevresindeki kan miktarı azalacağından midemizin sindirim sistemi zayıflar. Çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkar.

ÇAY VE ETKİLERİ

Hazırlayan: Prof. Dr.Ayşe Baysal
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü

Bedenin su gereksinmesinin karşılanmasında içecekler önemli yer tutar. İçecekleri, besin değeri olanlar (süt, ayran, meyve suları), çay, kahve ve kakao, kolalı ve kolasız gazozlar, toz içecekler, alkollü içkiler ve bazı bitki çiçek, yaprak ve tohumlarından sağlanan, adaçayı, ıhlamur, nane, kuşburnu gibi içecek maddeleri şeklinde gruplandırabiliriz. Bunların içerisinde tüketimi en fazla olanlar sırasıyla, çay, kola ve ayrandır. Bu yazıda çayın beslenme ve sağlık açısından olumlu ve olumsuz yönleri üzerinde durulacaktır.

Çay yapraklarından çay olmak üzere genel fabrikalarda siyah çay ve yeşil de iki tip çay elde edilmektedir. En çok tüketilen tip siyah çaydır. Siyah çay polifenollerin enzimatik oksidasyonu ile elde edilir. Yeşil çay eldesin de, çaydaki enzimler etkisizleştirilerek polifenollerin oksidasyonu önlenir. Dünyada tüketilen çayın % 75'i siyah çaydır. Çay üretimi açısından ülkemiz, Hindistan, Sri  Lanka, Kenya, Çin ve Endonezya'dan sonra gelir.

Oksidasyon sırasında birçok aroma arttırıcı öğeler oluşur. Bazıları çok az miktarlarda olsa da, 300'den fazla aroma öğesi belirlenmiştir.
Çaya özellik kazandıran öğelerin başında metilksantinler gelir. Metilksantinlerin çoğunluğunu kafein oluşturur.

Teobromin ve teofilin az miktarlarda bulunur. Azotlu gübre kullanımı Fayın kafein içeriğini %40 civarında arttırır. Kafein içeriğine etki eden diğer faktörler mevsim farklılığı, yaprağın toplanma zamanı ve biçimidir.

Çay yaprağının önemli bir bölümünü polifenoller oluşturur. Bunların başında katesin, flanols, gallik asit ve depsides gelir. Çayın rengini veren pigmentler, klorofil ve karotenoidlerdir. Çaydaki minerallerin yaklaşık yarısı potasyumdur.

Siyah Çayın Hazırlanması
Siyah çay bir kısım paketlenmiş kuru çayın yüz kısım sıcak suda demlenmesiyle hazırlanır. Demlenme sırasında kafein, organik asitler ve polifenol türevleri ve minerallerin bir kısmı suya geçer. Demlenme süresi uzadıkça bu öğelerin suya geçen miktarları da artar. Böylece çayın rengi koyulaşır ve tadı acır. Çayın tadı polifenol türevleri ve kafeinden kaynaklanır.

Siyah çay ülkemizde genellikle sıcak olarak, isteğe göre şekerli, az şekerli ya da şekersiz olarak içilir. Çayın yanında dilimlenmiş limon bulundurmak da yaygındır. Bazı toplumlarda sıcak çay sütle birlikte içilir.

Bazı ülkelerde "buzlu çay" içme alışkanlığı yaygındır. Buzlu çay hazırlanırken. demlenmiş çayın içine bol buz konarak soğutulur ve dilimlenmiş limonla birlikte içilir.
Yeşil çay, Çin ve Japonya gibi ülkelerde yaygın olarak kullanılır. Yeşil çayın aminoasit içeriği siyah çaydan yüksek. polifenol içeriği ise düşüktür. Yeşil çayın kafein içeriği de siyah çaydan düşüktür. Yeşil çay da siyah çay gibi demlenerek hazırlanır. Çay yapraklarının suda çözünür bölümlerinin ayrılması ile toz halinde "poşet çay" hazırlanır. Poşet çayın kafein içeriği normal siyah çaydan biraz daha düşüktür.

Çayın Besin Değeri
Çayın demlenme sırasında suya geçebilen öğelerinden yararlanılır. Bunun başında kafein gelir. İki-üç dakika 180 ml kaynar suyla demlenmiş çayda 30 mg civarında kafein bulunur. Demlenme süresi uzadıkça bu miktar yaklaşık 60 mg'a  çıkabilir. İçilen sade çayda protein, yağ ve karbonhidrat gibi makro besin öğeleri hemen hemen yoktur. Eğer çay şeker ve süt gibi besinlerle içilirse, bir miktar karbonhidrat ve protein sağlanır. Çay yaprağındaki B vitaminlerinin % 80'i suya geçer. Ancak siyalı çaydan sağlanan B vitaminleri günlük gereksinmenin çok azını (5 fincan çay % 2-7'sini). karşılayabilir. C vitamini fabrikalarda oksidasyon sırasında kaybolduğu için siyah çayda yok denecek kadar azdır Yeşil çay uygun koşullarda hazırlandığında C vitamini sağlayabilir. Günlük içilen 5 fincan (her fincan 180-200 ml) yeşil çay insanın C vitamini gereksiniminin % 2530'unu karşılayabilmektedir.

Siyah ve yeşil çayda önemli miktarda E ve K vitamini bulunmasına karşın, suda çözünmediklerinden içilen çayda çok az olduğu düşünülür.
Çay minerallerden potasyum ve flor için önemli kaynak sayılabilir. Bir fincan çay 60-70 mg potasyum ve 0.10 –0.12 mg flor sağlar. Alüminyum demleme sırasında suya çok az geçer. Bir fincan çaydaki miktarı ortalama 0.4 mg'dır. Çay manganez açısından zengindir. Bir fincan çaydaki miktarı 0.1-0.3 mg arasında değişir. Diğer minerallerin suya geçen miktarları insanın gereksinmesine fazla katkıda bulunmaz.

Çayın Sağlık Üzerine Etkisi

1- Polifenollerin Etkisi
Polifenoller, çayın önemli bir bölümünü oluşturur. Polifenollerin fizyolojik etkileri olumlu ya da olumsuz yönde olmaktadır.
Okside olmamış polifenoller, "biyoflanoidler" olarak bilinir Biyoflanoidlerin kılcal kan damarlarının dayanıklılığını arttırdığı üzerinde durulmuş ve bunlar "vitamin P" olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle yeşil çay bazı ülkelerde kılcal kan damarları zayıflığını giderici olarak kullanılmaktadır. Bu etki yeşil çayın C vitamini içeriğinden dolayı olabilir. Siyah çay üretiminde polifenoller okside olduğundan bu tür bir etki görülmez. Ayrıca, kafein katekolamin sentezini hızlandırırken, biyoflanoidler bu öğenin yıkımını engellediğinden çayın antidepresan etkinlik gösterdiği ileri sürülmüştür. Biyoflanoidlerin radyoaktif Sr 90'ı uzaklaştırarak kemik iliğinde birikimini engellediği, dolayısıyla radyasyondan kaynaklanan lösemi de koruyucu olduğu bildirilmiştir.

Siyah çaydaki okside olmuş fenolik öğeler besinlerdeki hem olmayan demirin biyo yararlılığını önemli ölçüde azaltırlar. Bu etki özellikle diyetleri bitkisel besinlere bağımlı olan bireylerde demir yetersizliği anemisinin oluşmasında önemli rol oynar. Çay, yemekle birlikte içildiğinde bu tür olumsuz etkisi söz konusudur. Yemekten bir saat sonra içilen çayın demirin biyo yararlılığına etkisi gözlenmemiştir. Bu nedenle kansızlığa eğilimli, doğurganlık dönemindeki kadınların ve çocukların yemekle birlikte çay içmemeleri. çok arzu edilirse açık ve limonla birlikte içmeleri gerekmektedir. Limon, C vitamini içerdiğinden, fenollerin demir bağlayıcı etkilerini azaltmaktadır. Bunun yanında demir birikimi olan talasemili hastalara yemekle çay içirilmesi yararlı kabul edilebilir.

2- Kafeinin Etkisi
Çay önemli miktarda kafein ve diğer metilksantinler içerir. Kakao. çikolata ve kolalı içeceklerde de kafein vardır. Kafein ve diğer metilksantinler mide salgısını uyarırlar. Mide salgısının aşırı artması mide dokusu zayıf olan bireylerde ülser riskini arttırır. Yapılan bir araştırmada 200 ml çay, beden ağırlığının kilosu başına 0.04 mg histaminin oluşturduğu eş değerde asit salgısına neden olmuştur. Çayın sütle ve şekerle birlikte içilmesi asit salgısı üzerindeki etkiyi azaltır. Bu nedenle gastrit ve ülsere meyilli olan kişilerin çay içmekten sakınmaları, çok istenirse çok açık şekilde içmeleri önerilmektedir.

Çay, kafein içeriğinden dolayı insanlar tarafından "uyuklamayı önleyici", "kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirici" olarak bilinir.

Bileşimindeki kafein dolayısıyla çay, merkezi sinir sistemini uyarıcı etkinlik gösterir. Merkezi sinir sisteminde, kafeinin, lokomotor aktiviteyi artırarak kişiyi daha uyanık ve dikkatli duruma getirdiği gözlenmiştir. Bunun yanında kafeinin yapay türevlerinin lokomotor aktivite üzerine yatıştırıcı etki yaptığı da bilinmektedir.

Çayla alınan kafein beyinde dopamin düzeyini arttırır ve katekolamin alıcılarını duyarlılaştırır. Bu nedenle sinir sistemi uyarıcısı olarak kabul edilir. Kafeinin sinir sistemi üzerine olan uyarıcı etkisi bireyden bireye değişir. Araştırmalarda bazı kişiler, 150-200 mg kafein aldıklarında rahat uyuyamadıklarını belirtmişlerdir.

Bunun yanında, sürekli kafeinli içecek alanlarda uyku bozukluğu gözlenmemiştir. Buna göre, bireyler kafeine alışkanlık geliştirmektedirler. Bu nedenle bazı kişiler alışkın oldukları biçimde çay ya da kahve alamadıklarında huzursuzluk ve baş ağrısı gibi belirtilerden yakınmışlardırlar. Kafeinli içecek verildiğinde bu belirtiler ortadan kalkmaktadır. Ancak bu alışkanlık uyuşturucu ilaçlara bağımlılık niteliğinde kabul edilmemektedir.

Kafein kalp ve damar kaslarının kontraksiyonunu ve sinir uyarı ileticilerini etkileyerek kardiyovasküler sistemi etkiler. Kafeinin etkisi alınan doza ve alım zamanına göre değişir. Kafeinin bu etkisi adrenal hormonlarının salınımıyla ilgilidir. Kafeinli içecek alındığında kalp kaslarının kontraksiyonunun arttığı gözlenmiştir. Metilksantinlerden çayda bulunan teofilinin kalp atım hızını arttırdığı gözlenmiştir. Kafein ve teofilinin kalp hızı üzerine etkisinde süreklilik görülmemiştir ve bunun daha çok kan basıncını yükseltici etkisinden dolayı olduğu sonucuna varılmıştır. Kafeinli içecek alındığında önce kan basıncı yükselmekte, daha sonra nabız artmakta, 2 saatlik süre geçtikten sonra her ikisi de normal düzeye inmektedir. Kafeinin kan basıncı üzerine etkisi doza bağımlıdır. Kafeinli içeceklerin idrar söktürücü etkileri de vardır.
Bireyler belirli düzeyde kafeine tolerans geliştirdiklerinden, belirli miktarlarda alınan çayın kardiyovasküler sistem açısından fazla sakıncalı olmadığı sanılmaktadır. Bunun yanında duyarlı kişilerin bu tür içecekleri alırken dikkatli olmaları gerekmektedir.

Kafein, metaholik hız üzerinde etkilidir. Kafein vücutta yağ yıkımını hızlandırır ve kanda serbest yağ asitleri ve gliserol yükselir. Deney hayvanlarında yapılan araştırmalarda beden ağırlığının kilosu başına verilen 5 mg kafeinin ağırlık kaybına neden olduğu gösterilmiştir. Kafein. yağ hücresini küçültmekte, trigliserit miktarını azaltmaktadır. İnsanda kafeinli çay ve kahve alımının kanda trigliserit düzeyini biraz düşürdüğü, kolesterol düzeyini ise yükselttiği bildirilmiştir. Bunun yanında çay ya da kahve tüketimi ile serum lipoproteinlerinin düzeyleri arasında düzenli ilişki bulunamamıştır.
Kafeinli içecekler alındığında, kanda şeker düzeyinin yükseldiği görülmüştür. Aynı zamanda karbondioksit üretimi de artmaktadır. 100 mg kafein içeren içecek alımını izleyen iki saatlik süre içerisinde enerji harcamasında % 16'lık artış görülmüştür.

Enerji harcamasındaki artış, şeker ve yağın daha çok yıkımı nedeniyle olmaktadır. Başka bir çalışmada 12 saatlik dönemde iki saat ara ile alınan 100 mg kafein, enerji harcamasında °% 7-11'lik artışa neden olmuştur. Bunun enerji karşılığı 80-150 kalori civarındadır. Bu durum zayıflama diyetlerinde şekersiz çay içiminin yararlı olabileceğini göstermektedir.

Kafeinli içecekler bazı spor dallarında fiziksel performansı arttırıcı olarak bilinmektedir. Bunun nedeni, kafeinin merkezi sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkisi ve yağ yıkımı sonucu glikojen deposunun boşalmasının önlenmesi olarak açıklanmaktadır. Kafeinin etkisi, özellikle yüksek rakamlarda belirginleşmektedir.

Bu etkilerinden dolayı kafein tabletleri "doping" olarak kabul edilmekte ve kullanılmaması önerilmektedir. Bunun yanında, özellikle uzun süre fiziksel hareket gerektiren ve yüksek rakımlı yerlerde yapılanı kayak, uzun mesafe koşular ve: dağcılık gibi spor dallarında egzersiz öncesi ve sırasında bir-iki fincan çay ya da kahve içilmesi yarar sağlayabilir. Kafein içeren içeceklere alışkın olmayan sporcularda ise bu tür içeceklerin alımı, yarış sırasında heyecan ve sinirliliği, idrar çıkışını arttırarak performansı olumsuz etkileyebilir. Duna görüş sporcuların kafein içeren içecekleri tüketimleri. alışkanlıklarına, yaptıkları spor türlerine ve spor yapılan ortama bağlıdır.

Yaşlılıkta kemik kaybı önemli sağlık sorunlarından birini oluşturur. Aşırı kafein alımı vücudun kalsiyum dengesini olumsuz etkiler. Bu nedenle yaşlı kişilerin fazla çay içmeleri kemik sağlıkları için sakıncalıdır. Bunun yanında aralarda içilen bir-iki bardak çayın fazla etkisi olmaz.

3- Çayın Mineral İçeriğinin Etkisi
Çayın potasyum içeriği yüksektir. Potasyum sinir uyarılarının iletiminde, kas kontraksiyonunda, normal kan basıncının ve vücudun su dengesinin sağlanmasında önemli rol oynar. Kusma ve ishal gibi durumlarda vücuttan su ve tuzla birlikte aşırı potasyum kaybı olur. Çay bu kaybı yerine koyabilen yüksek potasyumlu bir içecektir.

Çay İçimi ve Kanser
Çayın kanserle ilgisi üzerinde de durulmaktadır. Bazı yayınlarda çay tüketimi ile bazı kanserlerin oluşumu arasında ilişki olduğu bildirilmesine karşın, son yıllarda yapılan araştırmalarda bu görüş desteklenmemiştir.

Çay, nitrat biriktiren bitkilerdendir. Nitrat karsinojen olan nitrozaminin ön öğesi olması açısından önemlidir. İçilen çaya geçen nitrat miktarının sağlık yönünden sakınca yaratacak düzeyde olmadığı bildirilmiştir.

Gebelikte Çay İçiminin Etkisi
 Yemekle birlikte içilen çay kan yapıcı demirin biyo yararlılığını azalttığından gebe kadınların bu uygulamadan sakınmaları gerekmektedir.

Çayla alınan kafein anneden fetüse geçebilmektedir. Amerikan Besin ve İlaç Birliği (FDA) 1980'de kafeinin uyarıcı nitelikte bir ilaç olduğunu, kafeinle anne karnındaki fetüsün sağlığı arasındaki ilişkilerin kesinlik kazanmasına kadar gebe kadınların kafeinli içeceklerden sakınmalarını bildirmiştir. Bunu izleyen yıllarda yapılan çeşitli araştırmalarda kafeinli içecek tüketimi ile yeni doğan bebeklerdeki sağlık bozuklukları arasındaki ilişkiler konusunda araştırıcılar arasında görüş birliği sağlanamamıştır. Buna karşın, gerek gebelikte en önemli sorun olan kansızlığın, gerekse doğacak bebekte kafeinin neden olabileceği bozuklukların önlenmesi için gebe kadınların kafein içeren çay, kahve, kola, çikolata, kakao gibi maddeleri fazla tüketmemeleri kendilerinin ve bebeklerinin sağlığı açısından önem taşır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !