SİRKENCUBİN - İÇECEKLERİMİZ 17

SİRKENCUBİN
sirkencubin.JPG
Bir selçuklu içeceği olan sirkencubinin tarifini ben vermiyorum Mevlana veriyor.

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Verdana; panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:536871559 0 0 0 415 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> MEVLANA'DAN TARİF
<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Verdana; panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:536871559 0 0 0 415 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Sirkencübin tarifi, Mevlana tarafından verilen ender tarifelerden.
4 tatlı kaşığı bal,
4 tatlı kaşığı üzüm sirkesi,
4 bardak su.
Bütün malzeme karıştırılıp içiliyor.
Midevi ve sağlıklı bir içecek. İlginçtir kaynaklarda kahvenin 15-16. yüzyıllarda İstanbul'a geldiği belirtilir; oysa 13. yüzyılda kahvenin Konya'da kullanıldığı Mesnevi, Divan-ı Kebir ve diğer eserlerde görülmektedir.


Sirkencubini bende net aracılığıyla tanıdım ve nette sirkencubin hakkında bulduğum bazı yazıları aktarıyorum

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

sirke ve baldan hazırlanan şerbettir kendileri, içinizi ısıtır, hoş bir tad bırakır damağınızda. mevlevi mutfağında ayrı bir yeri vardır. hz. mevlana'da mesnevi'sinde şöyle der "bal sirkeden az olursa sirkencübin olmaz." arife bir işaret yeter der eskiler....


<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink {color:blue; text-decoration:underline; text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed {color:purple; text-decoration:underline; text-underline:single;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

müntahab-i şifa'ya göre yerakan (sarılık), taun (veba) ve nikris (gut vb.) tedavisinde kullanılan ilaç. yâdigâr-ı ibn-i şerif'e göre sade olanı şekerle veya balla hazırlanıyor. ballı olanın hazırlanışı: iki yüz dirhem bala iki yüz dirhem su ilave edilir. kaynatıp köpüğü alınır ve koyulaştırılır. yirmi beş dirhem sirke azar azar karıştırarak ilave edilir. (metinde tam açıklanmıyor, ama bu arada karışım kaynamaya devam ediyor zannımca.) sonra su gidip bal kalıncaya kadar kaynatmaya devam edilir. (yani karışımın miktarı eklenen su miktarı kadar azalınca, 200-225 dirhem miktarına inince ateşten indiriliyor.) kullanılacağı zaman karışımın bir kaşığı dört kaşık su içinde ezilerek kullanılıyor. sade sirkencübinden başka, bezûrî (raziyane tohumu, kereviz tohumu ve anason ile hazırlanan), sefercelî (ayva ile hazırlanan), rummânî (narla hazırlanan) gibi başka türleri de mevcut.

 

klasik tıpta sirke ve baldan hazırlanan bir ilaç. terim farsça sirke ve encübîn (=bal) kelimelerinden meydana gelmektedir. iskencebin gibi farklı şekillerde de yazılabilmektedir. hipokrat'ın en sık tercih ettiği ilaçlardandır. batı dillerindeki karşılığı oxymeldir.


<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} h1 {mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; mso-outline-level:1; font-size:24.0pt; font-family:"Times New Roman";} span.ortabaslik {mso-style-name:ortabaslik;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Osmanlı'da ballı tatlılar http://ovapinar.net/resim/bal_01.jpg18. yüzyılda Osmanlı sarayında görevli 400 helvacı vardı. Bu helvacılar mutfaklara bitişik helvahanelerde çalışır, helva dışında macun, şerbet gibi sarayın gereksinimi olan diğer bazı tatlıları da hazırlardı. Turşular da helvahanede yapılırdı. Helvahanenin, sarayın eczanesi olmak gibi bir işlevi daha vardı.
Osmanlı döneminde, balın yörelere göre farklı tüketim şekilleri vardı. Örneğin Karadeniz'in şerbeti balla yapılan "bal baklavası" ünlüydü.

1. Dünya Savaşı başlayana dek İzmir'de konuklara yağlı ballı denilen bezdirmeler ikram edilirdi.
2. Dünya Savaşı sonrası da bal Anadolu halkının neredeyse tek tatlısıydı. Şeker çok pahalıydı ve alınamıyordu. Üzüm yetişen yerlerde pekmez, ama hemen her yerde bal, şeker yerine kullanılıyor, baldan çeşitli tatlılar yapılıyordu.
Balla ve sirkeyle yapılan "sirkencübin" denilen şerbet, hem susuzluk giderir, hem de hastalıklarda ilaç yerine kullanılırdı.


<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Miktar olarak da çeşit olarak da çok yemek sunuldu. Yemekte verilen 'sirkencübin' şerbeti de, sindirmek için aralarda veriliyor sanırım?
- Tabii. Sirke, bal ve suyla yapılıyor. O dönem insanlar, yemek arasında çeşitli şerbetler içerek, daha rahat ve çok yiyebiliyorlar. Ama sirkencübinin özellikle hazmettirme özelliği var, çünkü içinde sirke var. Sirkeyi sade içemeyeceğiniz için de bal konuyor. Hz. Mevlana ölçüyü de veriyor; "Bal ile sirke eşit ölçüde olmazsa sirkencübin güzel olmaz," diyor.


<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Verdana; panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:536871559 0 0 0 415 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> MEVLEVİ MUTFAĞI - SOMADA
'Hayat felsefesini, 'Hamdım, Piştim, Yandım' sözleriyle açıklayan Mevlana, Allah'a ulaşma yolundaki fikirlerini sayısız yemek sembolleriyle de açıklar' diyor... Gerçekten de Mevlevilik'te mutfak kutsal bir mekan... Dervişliğe soyunan kişi 1001 gün sürecek eğitimine mutfakta başlar. Öldüğünde dünyada adına ateş rengi taşlarla anıt mezar yaptırılan ilk aşçı muhtemelen Hz. Mevlana'nın aşçısı Hz. Ateşbaz-ı Veli'dir. Ayrıca dünya mutfaklarında ilk ekipleşme Mevlevi Mutfağı'nda başlatılmış Oyluk etiyle gerdan etinin birlikte pişirilmesinden ve badem helvasıyla kahvenin birlikte sunulmasından söz edecek kadar 'gurme' bir kişiliğe sahip olan Mevlana'dan kaynaklanan Mevlevilik, çok seçkin bir mutfak kültürü de ortaya koymuş geçen zamanda. Mevleviler günümüzün gurmelerini kıskandıracak nitelikteki sofralarına yani 'somadlarına', 'Huuuu Somata Salaaa' diyerek çağırırlarmış konuklarını.


<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Verdana; panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:536871559 0 0 0 415 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Sofra hazır olunca görevli ' Huuu Somata Salaaa' diyerek daveti başlattı. Herkes gelince yemek şeyh ya da sofradaki en kıdemli kişinin yemeğe başlamasıyla başlar ve onun duasıyla sona erermiş. Biz de bu geleneklere uyduk ve 'Aşkın Olgunluğu, sevenle sevilenin birleşmesindedir, beri gelin; yağla unun bir daha ayrılmayacak kadar karılmasından meydana gelen bulamaç gibi karılın, katışın birbirinize' diyen Mevlana'yı anarak yemeklerin tadına baktık.

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Belli ritüelleri var mı bu yemeğin?
Su içme ritüeli
- Tabii, bu yemek, kurallara bağlı olarak yenirdi o dönem. Önce sofra hazırlanır, sonra bir görevli bütün dervişleri yemeğe davet ederdi. Sofraya en kıdemli kişinin duasıyla başlanır. Önce ağza tuz atılır. Ondan sonra yemek gelir. Yemek, şeyhin başlamasıyla başlar. Sofraya bardak konmaz. Can denilen bir Mevlevi, isteyen olursa hemen suyu uzatır. Suyu alan kişi bardağı öper, suyu içer, tekrar bardağı öper ve görevliye geri verir. O suyunu içerken, diğer kişiler yemekten el çekerler. O sırada onlar daha çok yemek yemiş olmasın, hakkı geçmesin diye. Aynı kaptan yiyorlar çünkü. Bütün bu incelikler yemek kültürümüzün bir parçası. Tasavvuf kültürümüzde bu çok daha incelmiş çünkü dinin, hak hukuk gibi konuları da sofraya gelmiş. Tüm bunlar insanların birbirine saygısını, sevgisini gösteriyor


HER LOKMA iÇiN ŞüKüR

 

'Somat' (sofra) adabına da büyük önem veren sufiler, günde iki kez yemek yerler. Öğlen ve akşam... Sofrayı 'can'lar (mürid) hazırlar. Tuz, yemeklerde törensel ifade taşır. Yemek onunla başlar, onunla biter. Hazırlıklar bitince, yemeğin yenmesine gelir sıra. Kazancı Dede, kazanın kapağını açınca, 'can'lar kazanı ocaktan alırlar. Kazancı Dede'nin duası ile yemek daveti duyurulur. Elleri önde bağlı duran sufiler, kapıya gelince başlarını eğerek selamlaşır ve sofraya geçerler. Şeyhin katılımı ve duası ile yemeğe başlanır. Yemek esnasında kesinlikle konuşulmaz. Mevlevilerde yemek faaliyeti adeta bir ibadet halidir; yemek yerken kendilerine nasip olan lokmalar için devamlı şükrederler. Yemeğe topluca başlandığı gibi topluca bitirilir.



<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Arada sirkencübin içerek o ana kadar yedikleriniz hazmediyorsunuz. Ancak bu şerbeti lıkır lıkır içebilmek için damağınız farklı lezzetlere oldukça açık olmalı.

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p {mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Belli ritüelleri var mı bu yemeğin?
- Tabii, bu yemek, kurallara bağlı olarak yenirdi o dönem. Önce sofra hazırlanır, sonra bir görevli bütün dervişleri yemeğe davet ederdi. Sofraya en kıdemli kişinin duasıyla başlanır. Önce ağza tuz atılır. Ondan sonra yemek gelir. Yemek, şeyhin başlamasıyla başlar. Sofraya bardak konmaz. Can denilen bir Mevlevi, isteyen olursa hemen suyu uzatır. Suyu alan kişi bardağı öper, suyu içer, tekrar bardağı öper ve görevliye geri verir. O suyunu içerken, diğer kişiler yemekten el çekerler. O sırada onlar daha çok yemek yemiş olmasın, hakkı geçmesin diye. Aynı kaptan yiyorlar çünkü. Bütün bu incelikler yemek kültürümüzün bir parçası. Tasavvuf kültürümüzde bu çok daha incelmiş çünkü dinin, hak hukuk gibi konuları da sofraya gelmiş. Tüm bunlar insanların birbirine saygısını, sevgisini gösteriyor.

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Mevlevi Somadı Mevlevi sofrası anlamına geliyor) başlığı altında sunulan yemeklerin tamamı Hz. Mevlana'nın sofrasında bulunan yemeklerdi ve onun ritüelleriyle yendi. Örneğin o dönemde domates, biber gibi sebzeler olmadığı için bu malzemeler bu yemeklerde de yoktu. Nevin Halıcı, Konya'nın son derece zengin bir mutfağı olduğu halde yeteri kadar tanınıp kıymeti bilinmediğini söylüyor. Mevlevi yemekleriyle Konya yemeklerinin hem çok benzer hem de birbirlerinden ayrılan yönleri olduğunu anlatıyor. Nevin Hanım konuklarını, iki akşam yemeğinde ve bir kahvaltıda, mutfak danışmanlığını yaptığı Köşk Restoran'da ağırladı.
*************************************************
<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p {mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Sirke, bal ve suyla yapılan bir içecek. 17 Aralık'ta Konya'daki Mevlana törenlerinde konuklara ikram edildi. Eski Farside serke =sirke ve angabin=bal kelimelerinin birleşmesinden türemiş.Eskiden Marulu tatlı bir lezzetle bulusturma adeti Iran'da da var. Marul naneli sirkeli bir şerbet olan "sekancabin" e batirilarak yeniyor. Eskiden bizde de olan ve sekencebin sirkence bin de denen bu şurup ya da şerbet taze nane, su, sirke ve sekerden yapiliyor .Sirke yadirgatici gelse de limon suyu gibi keskinlik veriyor. .Sayın Nevin Halıcı'nın 'Mevlevî Mutfağı' kitabınında da bu tarife yer verilmiş. Tabii.. O dönem insanlar, yemek arasında çeşitli şerbetler içerek, daha rahat ve çok yiyebiliyorlar. Ama sirkencübinin özellikle hazmettirme özelliği var, çünkü içinde sirke var. Sirkeyi sade içemeyeceğiniz için de bal konuyor Bizler.Ege'de özellikle otları sirkeli su ile yıkarız Mikropların ölmesi için..Çünkü sirke asetik asittir.Koruyucu sağlık amacıyla Vücudu detoksifiye eder.Günde bir kez sabahları aç karnına alınması tavsiye olunur.Bizde ve bazı yörelerinde yıkanan otlar sirkeye batırılarak yenmektedir.Birde yoğurt sirke ve tuz ile yapılan ve özellikle yeşil salatalarda kullanılan bu sos şeklini de deneyin derim.Bizler egede pek sirke almayız.Çünkü kendimiz evde yaparız bu işlem eskiden her evde uygulanırken günümüzde azalmıştı Salatalara tuz da koymayız bu sosu kullanırız.Sizlere aşağıda reçeteyi sundum.14 Şubat ta Ayvalıktan Manisa ya bize gelen guruptan değerli ağabeyimiz beraberinde getirdi ve bizlere tattırdı anlattı ve bilgilendirdi Eksik olmasın .Büyük usta yine muhteşem. Deryalar gibi Neler anlattı bize .insan dinlemeye doyamıyor.İşte günün mevzusunu akılda kalanları sizlere nakletmeye çalıştım.sizde denemek istermisiniz.?

Sevgilerimle mutlu ve sağlıklı günler dilerim.

Afiyetler olsun

İçmek için yapılanı

4 tatli kasigi bal
4 tatli kasigi uzum sirkesi
4 bardak su

Salata sosu.

2 yemek kaşığı yoğurt
2 " " Sirke
1 Çay kaşığı Tuz.

*******************************************

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Verdana; panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:536871559 0 0 0 415 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p {mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

http://www.elmamucizesi.com/sirke_clip_image001.jpgDünyada binlerce türü bulunan elmanın, başta beyinle ilgili olanlar olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiği belirtildi. Elma, içerdiği organik asitlerle beyin, karaciğer ve mideye çok iyi geliyor. Suyu deriyi canlandıran elmanın sirkesi de balla birlikte bağışıklık sistemini ve kalp dahil bütün kasları güçlendiriyor. Elma, sağlıklı yaşamaya önem veren kişilerin yanından eksik etmeyeceği meyveler arasında gösteriliyor. Organik asitler, fosfor ve sodanın yanısıra A, B1, B2, C ve E vitaminlerini bünyesinde barındıran elmanın taze meyve, meyve suyu ve sirke olarak kullanılabildiğini belirten Uşak Sistem Tıp Başhekimi Dr. Özer Oktay, elmanın kabuğu ile yenildiğinde vücuttaki ürik asit oranını azalttığını, çiğ elma içerdiği organik asitler, soda ve fosfor yardımı ile beyin, karaciğer ve mideyi olumlu etkilediğini söyledi.Pişmiş elma ile yapılan hoşaf türü yiyecekler rahatlatıcı olurken, kabızlık sorununu da giderebildiğini belirten Dr. Oktay, “Taze elma suyu ile yıkanan kırışık ve pörsük deriler canlılık ve tazelik kazanıyor. Ayrıca deri döküntülerine, böbrek, karaciğer rahatsızlıkları, damar sertliği, egzama ve romatizma hastalıklarına karşı da başarıyla kullanılabilen elmanın suyu, soğuk algınlığı, öksürük, ses kısıklığı, yüksek ateş ve iltihaplı hastalıklara çok iyi geliyor. Bütün bunların yanı sıra elma suyu sindirim sistemini uyarıyor ve mide mukozasını güçlendiriyor.” dedi.Elma kürününse gut, böbrek, mesane, hastalıkları ve hemoroite hastalarına iyi geldiğini kaydeden Oktay, elma sirkesi de, doğal bir yaşam iksiri olarak kabul edildiğini ifade etti. Oktay, “Sirkesi, vücudu genel anlamda güçlendiriyor, çeşitli hastalık belirtilerini hafifletiyor ve cilt bakımı için kullanılabiliyor. Sirkesi, çiçek balı ile karıştırıldığında ise daha geniş bir kullanım alanına sahip olabiliyor. 1 bardak su, 1 tatlı kaşığı elma sirkesi, 1 tatlı kaşığı çiçek balının karışımından elde ürün, aç karnına içildiğinde, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirirken, canlılık ve güç kazandırdığı gibi sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçleniyor. Elma sirkeli bal kokteyli sayesinde sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişilerin bağışıklık sistemleri güçleneceği için daha rahat bir kış geçirilebiliyor. Ayrıca elma sirkeli bal kokteyli sürekli içildiğinde ve salataya elma sirkesi kullanıldığında da yüksek kolesterolü düşürmeye yardımcı oluyor ve öksürüğe de iyi geliyor ” diye konuştu.

*****************************************

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p {mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Yaklaşık 3 haftadır her sabah 1 bardak suya, 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1 tatlı kaşığı bal koyarak, karıştırıp içiyorum. 3 hafta boyunca sindirimde sorun yaşamadığımı söyleyebilirim. Ayrıca kendimi zinde ve iyi hissediyorum (Bu tatilden de kaynaklanıyor olabilir.) Bal konmadığı zaman içimi gerçekten zor ve tadı kötü. Ancak balla yumuşuyor ve içilecek kıvama geliyor.

1 ay kadar önce mailime elma sirkesi ile ilgili bir yazı geldi. O yazıyı web sitemde yayınlamıştım, ayrıca internetten değişik sitelere de bakarak aşağı yukarı aynı bilgilerin yayınlandığını gördüm. Bu uzun yaz günlerinde kendimize ayıracak daha fazla zaman olduğunu düşünerek ki, kadınların çoğu zaten sabah bir bardak su içiyordur, okuduklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bileşim: Kalsiyum, flüor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-caroten, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri.

Yaşlılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz.

İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz. İçerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o. Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebileceğimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır.

Kullanım biçimleri: Doğal elma sirkesinin en etkili kullanım biçimi, çiçek balı ile karıştırılarak oluşturulur:

*1 bardak su

*1 tatlı kaşığı dolusu elma sirkesi

*1 tatlı kaşığı dolusu çiçek balı

Hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir. Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir. Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar sağlayacaktır.

Bu karışımın faydaları:

—Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır.

Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, kalp kasları dâhil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir. Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir ve her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.

—Sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler, bağışıklık sistemleri sirke-bal kokteyli sayesinde güçleneceği için, bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır. Ama bu tedaviyi aşağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.

—Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke- bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.

—Sirke-bal kokteyli nezleye karşı da bedeni güçlendirecektir. Nezleye karşı ayrıca, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon tedavisi uygulanır.

—Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.

—Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.

—Yüksek kolesterole karşı, günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir.

Salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılır.

—Varise karşı, elma sirkesiyle ıslatılan bir bez baldıra sarılır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.

—Hemoroite karşı, yarım su bardağı elma sirkesi ve bir su bardağı adaçayı katkılı ılık oturma banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

—Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi-bal kokteyli içerek, sağlıklı bir bağırsak florasının temelini atın. Bu kokteyle rezene veya Frenk kimyonu çayı da ekleyebilirsiniz.

—Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kasığı elma sirkesi ekleyerek için. Ayrıca, 4 litre ılık suya 1 su bardağı dolusu elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek ayak banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

—Yaraların çabuk iyileşmesi için, günde 3 bardak elma sirkesi-bal kokteyli için. İltihaplanmayı önlemek için, elma sirkesiyle ıslattığınız bir pamukla günde pek çok kere yarayı nemlendirin.

—Ergenlik sivilcelerine karşı, her yemekten yarım saat önce, içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su için. Yüzünüze buğu banyoları uygulayın: 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve 2 yemek kaşığı dolusu Mayıs papatyası ekleyin, 1–2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5–10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın!

—Güneş yanığına karşı, inceltilmemiş elma sirkesi, kızarmış olan bölgelere dikkatle sürülür veya 3 yemek kaşığı elma sirkesi eklenmiş soğuk bir banyo alınır. Banyo süresi 10 dakikadır.

Elma sirkesinin pH değeri (asit derecesi), derimizin pH değeri ile hemen hemen eşit düzeydedir. Dolayısıyla, derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde elma sirkesinin kullanımı önemle önerilmelidir.

Bu liste daha da uzayıp gidiyor. Elmanın ve elma sirkesinin bilinen hiçbir yan etkisi olmadığı söyleniyor.
Sağlıklı günler diliyorum.

*************************************************

ARICILIK VE SİRKE

eskiden arıcılıkla uğraşmış biriyle karşılaştık. Arıcılık yaptığımızı biliyormuş. Muhabbet arıdan oldu tabi. Anılarını anlatı. Benim arıları sordu. Anlattım ben de. Bir türlü eski kabartılmış standart dışı çerçevelerden kurtulamıyorum dedim.

Bak sana bir akıl vereyim dedi. Beğenmediğin çerçeveleri yavru yoksa topla, arılığa kovanın içine koy. Kovanın uçma deliğini de aç. Çerçevedeki sırlı balları sır bozma tarağıyla boz. Arılar balı ve poleni kovanlarına taşır. Sende eski çerçeveleri erit yerine temel petek al dedi.
Abi sen benim arıları yağmamı yaptıracaksın olmaz o iş, aman aman kalsın dedim. Sen dedi: arılara kaç kilo şerbet verirken şeker kullanıyorsun. Ben dedim şu kadar. 1 kilo şekere 10 ml üzüm sirkesi kat ver. Üzüm sirkesinin yağma olan kovan arı sokması sonrası kullanıldığını biliyorum ama şerbete üzüm sirkesi katmak neden ki dedim. Dedi ki: üzüm sirkesi şerbetin ekşimesini ve şerbet verdiğin anda yağmayı önler, şerbet kokusunun yayılmamasını sağlar. Aynı anda da çay şekerini, meyve şekerine çevirir. Şerbetin kristalleşmesini önler.

Benim kalbim yine de mutmain olmamıştı. Tam olarak şöyle bir baktım. Yani inanmamıştım. Eskiden arıcılıkla uğraşan abiğimiz, kızarak bana inanmadın değil mi? Dedi. İnanmadığımı anlamış olacak ki şöyle devam etti:

600 kovan arın olsa ne yaparsın. Tek tek şerbet verilir mi bu kadar arıya. Bende verilmez dedim. Peki, nasıl gezginci arıcı arılara şerbet verecek? Ahırla mı? Hayır dedi ve şöyle devam etti:

Gezginci arıcının 600 arısı var. Yere bir havuz yapmış. Havuzun içine girmeden önce şeker çuvalının ağzını açıyor. İçine giriyor havuzun ve ortasından başlayarak daire şeklinde incecik şekeri yayıyor. Senin gibi 3–5 kg şeker kullanmıyor. Bir şerbet yapmada 10 çuval, ne yapar şimdiki parayla günde 1000 ytl yaklaşık. Sen düşün işte. Sonra içine bizim kemal kükrer üzüm sirkesini, miktarı kadar döküyor. Sonra salıyor tankerden suyu. Peki, arılar düşüp ölmüyor mu? Şerbetin içine dedim. Ahmet Bey havuzun içinde çakıl taşı var dedi.

Böyle deyince eski arıcılıkla uğraşan abimiz yukarıda bahsedileni denemeye karar verdik. Önce kolonilere belirtilen ölçüde şerbete sirke kattık.

Konyalı gurme ve yemek yazarı Nevin Halıcı, Hz. Mevlana'nın şehrinde 'Mutfak Dostları'nı ağırladı. Onları, Mevlana'nın sofrasını süsleyen yemeklerin yanı sıra Konya'nın ilginç yemek gelenekleriyle de tanıştırdı.

SİRKENCUBİN ZAYIFLATIRMI?

http://www.kadiniz.com/makale.php?baslik=elma-sirkesi-ile-nasil-zayiflanir&id=2324

yukarıdaki adreste zayıflatabilir diyor deneyenlerin çoğu zayıflattığını söylüyor sabah ve akşam yatarken birer bardak elma sirkesi ile yapılmış sirkencubin ılık suyla yapılıp içiliyor,
ancak içerdiği potasyum sebebi

Yorum Yaz